17 Mart 2011 Perşembe

Sanal Kimlikler ve Kadınlar

Sanal Kimlikler ve Erkekler yazımda belirtmiştim, sanal kimliklere bürünüp kendini maskeleyen sadece erkekler değil. Elbette ki kadınlar da öyle. Ve işte bu seferki yazımı kadınlara hitaben yazıyor, bu kez sorularımı kadınlara yönlendiriyorum.

İnternetteki yansımanızın ne kadarı "gerçek ben", ne kadarı kurgu? Burada olduğunuz kadar özgür müsünüz dışarıda da? Erkeklere "oral sekse bayılırım... en çok klitoral orgazm olurum... ben hiç orgazm olamadım... anal seks istemiyorum, beni zorlama" diyebiliyor musunuz buradaki kadar rahatça? Peki ya şu "verme-vermeme" meselesi? Hani burada kaplan kesiliyoruz ya, "kadın olarak ben kasmak istemiyorum, erkeğimle canım çekerse ilk gece yatmak istiyorum, gösterip vermeyen kadın değilim" filan diyoruz ya... Bunun ne kadarını uygulayabiliyorsunuz gerçekte?
Internet, korkularımızdan arınabildiğimiz, deşarj olduğumuz bir platform mu? Aslında maskesiz olduğumuz yer burası mı yoksa?
Samimi olmanız dileğiyle...

Not:Bu  yazıdan, "sadece kadınlar sanal kimlik oluşturuyor" diyormuşum gibi anlaşılmasın, kadın erkek hepimiz sanal kimliklerimizle buradayız. Ancak, bu yazının konusu geniş anlamıyla sanal kimliklerimiz değil, daha dar anlamıyla "sanal kimliklerinin arkasındaki kadınlar". Daha kapsamlı bir "sanal kimlik" yazısını başka bir gün yazacağım...

14 Mart 2011 Pazartesi

Türkiye'de Seks Shop Gezmek "Cesaret" İster

İnternet ile hayatımıza yeni alışkanlıklar girdi, birtakım şeylere ulaşmak artık çok kolay. Hatırlarım ben küçükken eczaneden ped almaya utanan kadın sayısı çoktu (korkarım hala az değil!). Geçenlerde bir dizide kadın predictor almaya utanıyordu. Prezervatifi de satın almaya utananımız hala çoğunlukta... Örnekler çoğaltılabilir. Bunları fırsata dönüştüren pek çok internet sitesi var artık günümüzde. prezervatifal.com var mesela. Onlarca, belki yüzlerce seks shop var. Hepsinin altındaki temel fikir, "utanmadan alışveriş" yapmak. Elbette ki evinden çıkmadan alışveriş yapmak gibi, diğer internet sitelerinin avantajları da var ancak asıl hedef utanmadan bu tür ürünlere ulaşabilmeyi sağlamak.
Hiç seks shop'a gideniniz var mı bilmem ama benim çevremde hiç yok! Türkiye'de seks shop denen kavram o kadar "ucuz" ve "kötü" algılanıyor ki, kimsenin buralara kolay kolay gitmeye cesareti yok. Benim bugüne kadar rastgeldiklerim (hiçbirinin içine girmedim ama) son derece kalitesiz göründüğünden, "beni içeride sağ bırakmazlar" diye düşünür, korkarım, giremem... Yurtdışında seks shoplara gitmişliğim var, kimse kimseye bakmıyor, herkes bakkal alışverişi gibi rafları geziyor. Amsterdam'daki seks shopta gezerken bir ben etrafa bakıyordum, bakan var mı diye. Nasıl bir baskıysa bu, yurtdışında bile rahat değiliz, "aman biri görür" diye gözümüzü kaçırarak geziyoruz seks shopta hızlı hareketlerle. "Aman bir an önce bakalım da çıkalım" diye... Sırf seks shop mu? Adamların seks müzeleri var, seks fuarları var, erotik film festivalleri var... Var da var.
Peki bizde de bunlar acaba mümkün olacak mı bir gün? Kafalar değişmedikçe çok zor. Sergiler taşlanırken, başbakan heykel yıktırırken bizim Seks Müzesi'nden bahsetmemiz, Erotik Film Festivali'nden bahsetmemiz sadece hayal. Bu gidişle internetteki seks shoplar mantar gibi çoğalmaya devam eder ancak, çünkü Sen insanları ne kadar bastırırsan bastır, korkut, tabulaştır, seks hep vardı, hep de olacak. Sen ne kadar "ayıp"laştırmaya, yasaklamaya çalışırsan çalış, birileri o vibratörü alacak!

10 Mart 2011 Perşembe

Sanal Dünyada Gerçek Seks Artık Mümkün

Sonunda bu da oldu! Artık internette "şu anda üzerinde ne var?"dan çok daha gerçek seks mümkün. Ne yalan söyleyeyim, Play Station'dan bekliyordum ben bu atağı ama birileri daha önce uyandı konuya görünen o ki...
Yıllar önce Copy Cat adlı bir Hollywood filmi vardı, henüz internet bize çok yeniyken... Taciz kurbanı kadın, geçirdiği travmadan dolayı evden dışarı çıkmıyor, tüm hayatını evde geçiriyor, alışveriş vb. her türlü ihtiyacını internetten karşılıyordu. Artık bizlere de pek yabancı olmayan bu konsept işi iyice ilerletmiş, bizlere seksi de "ulaşılabilir" kılıyor. Habere göre, bilgisayarınıza takacağınız bir alet sayesinde, karşınızdakiyle online, PS3 oynar gibi seks yapabileceksiniz. Gerçeğinin yerini tutmayacağı kesin ama kimileri için tercih nedeni bile olabilir...

7 Mart 2011 Pazartesi

Kadın Günü? Niye ki?

Kadının Canı Yok adlı yazımda değinmiştim Kadınlar Günü konusuna da geleceğim diye. Hep yazılır çizilir söylenir ya, Anneler Günü sadece bir gün değil, yok efendim sevgilinizi yalnızca Sevgililer Günü'nde değil her gün şımartın vb. saçmalıklar... Kadınlar Günü de böyle birşey işte. Samimiyetsiz, üçkağıtçı, düzenbaz... Kadınlar Günü yaklaştıkça birkaç haber yapılır, kadının önemi vurgulanır, birkaç film gösterimi, birkaç şarkı şiir... Geriye kalan 11 ay herşey unutulur, kadının adı yok, kadının canı yok. Sonra hop, yine Mart olur, yine Kadınlar Günü, yine şarkı şiir...
Tam bu yazıyı yazdığım esnada Başbakan'ımızın şu beyanatıyla karşılaştım. Eskiden zaten samimiyetsiz olan Kadınlar Günü'nün an itibariyle maskesi düştü. Başbakanımız, nezaketen bile Kadınlar Günü'nün önemini belirtme gereği duymuyor artık, varın siz düşünün artık insanların beyinlerine ne gibi mesajlar verildiğini canım ülkemde.
Aslında bahsedeceğim nokta farklıydı ama Başbakan'ımızın sözleri konuyu başka bir yöne çekti. Benim asıl diyeceğim şudur; madem kadın erkek eşitliğinden bahsediyoruz (bahsediyoruz değil mi, yoksa?) niye Kadın Günü var? Erkek Günü niye yok ki? Diğer 364 gün erkeklerin olduğu için mi?

Dünya Kadınlar Haftası Şenliklerle Kutlanıyor

Yine bir kadın cinayeti haberi. Bu hafta "Kadın Haftası" olduğu için bu tür haberlere bolca yer veriliyor, çok şanslıyız! Senenin diğer 11 ayından birinde olsaydık, bu olaylar yine olurdu da, bu haberler bu kadar sık yayınlanmazdı...
Sezen Aksu'nun Ünzile parçası, aşağıda haberi verilen Kurban Ünzile için yazılmış sanki...
haberin tamamı
Ünzile- Sezen Aksu

4 Mart 2011 Cuma

Black VERSUS White

Bu klibi izlemenizi tavsiye ederim. Müzikten ziyade görsel anlamı çok bana göre. Bugünlerde yaşadığımız kaotik dünya düzenine de epey mesaj gönderiyor ince ince... Çok sade ama bir o kadar dolu...


3 Mart 2011 Perşembe

Hiçbir Şey Olmamışçasına

Engellenmeyi sevmem. Onu yok sayar, yoluma devam ederim. Düşünce özgürlüğümü ve bir de hareket özgürlüğümü kimse kısıtlayamaz.
Biz kadınlar ezilmeye, yasaklanmaya, engellenmeye alışığız. Biz kadınlar, yasakları delmeye, engellerin önüne geçmeye, alternatif yollar bulmaya alışığız. Bu da geçer, biliyorum. Biliyorum da, bu in cin top hali, bu sessizlik, insanı üzüyor ister istemez. Sesim yankılanıyor adeta blogda...