cinsel şiddet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cinsel şiddet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Kasım 2013 Pazartesi

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü, Bildin mi?

25 Kasım'ı kaç kişi biliyor? Açıkçası ben yeni öğrendim, o da sosyal medya sayesinde... Ne bir kampanya, ne bir bilgilendirme... Yıllardır tutturmuşlar bir 8 Mart, gidiyor. Oysa Kadınlar Günü, saçmalığın daniskası. Bir kere, niye Kadınlar Günü? Diğer 364 günü erkeklerin olduğu için mi? Hem sonra Kadın'ın ne günü? Neye dikkat çekilmeye çalışılıyor o gün? Kadınların değerli olduğuna mı? Teşekkürler, söylemeseydiniz bilmeyecektik. Güzel olduklarına? Akıllı? Hor görülmemesi gereken? Dövülmemesi, sövülmemesi gereken? Evet, hatırlatmak gerek cidden çünkü doğalının bu olduğunu bilmeyen bir çok "adam" var. Ve "bugün Kadınlar Günü, haydi o zaman" çorbasında bir tutam "kadınlar güzeldir", bir tutam "aman dövmeyin" olmazsa olmaz. Tam bir çorba cidden, tam bir kaos. Belediyeler "8 Mart geliyor aman hemen bir banner asın caddeye" telaşında, bir takım yalandan kadın filmleri filan... Sonra, haydi seneye görüşürüz. Mesaj ne, hedef ne, amaç ne?.. Belli değil.

Oysa bugünün mesajı çok net; Kadına Şiddete Son! 
Bugünü öğren. 
Bu tarihi hatırla. 
Bu mesajı yay!..

(Bugün 16.00'da TBMM'ye - kadın cinayetlerinin TCK'de nitelikli halden sayılması için hazırlanan ek madde önerisi meclise sunulacak)




30 Nisan 2013 Salı

Şiddete Karşı 41 Gün Seks Grevi

Haber şöyle başlıyor; " Şefkat-Der Başkanı Hayrettin Bulan, kadına şiddeti protesto etmek için, kadınları 41 gün seks, ev işi ve ütü yapmama grevine davet etti." 
Sözüm ona iyi niyetli olan bu girişimle Bulan "duyarlı ve ilgili" bir başkan olarak adını duyururken, 41 değil, 1-2 gün sonra daha fazla dayak yemiş kadınla karşı karşıya kalacağının hiç farkında değil sanırım. Onun asıl derdi kendi reklamını yapmak; şiddeti durdurmak değil! 
Hedef kadına şiddeti durdurmak olsa, bu tür bir protestonun sonuçlarının neler olabileceğini düşünür, vazgeçerdi. Karısını, sevgilisini halihazırda dövmekte olan bir adamı "döversen sana seks yok, ütü yok" diyerek durdurabileceğini düşünmek naiflik bile değil, aptallıktır! O adam daha da sinirlenip daha agresif ve yıkıcı olacaktır. Üstelik, diyelim ki bu yöntem tuttu; ya sonra? 41 günün sonunda ne olacak? "Dur bak bu yöntem iyi tuttu, bir 41 gün daha yapalım" mı diyeceğiz? Ömür boyu greve mi gideceğiz? Hepsinden de öte, sana şiddet uygulayan bir adama, kendi bedenini bir ödül-ceza yöntemi olarak kullanmak, vaziyeti "dayak varsa seks yok, dayak yoksa seks var", "veririm- vermem" haline döndürmek kendine ihanet değil de nedir? Erkeklerin şiddetine gerek yok; bu grevi uygulayarak biz kendi kendimize şiddet uyguluyoruz zaten. 
Bu protestonun neticeleri ne olacak, merakla bekliyorum. Umarım düşündüğüm gibi olmaz... 




28 Şubat 2013 Perşembe

"Bugün Kadına Şiddet Uygulanmadı Sayın Seyirciler!"

Elime birkaç yeni/ güncel kadın istatistiği geçti; paylaşmak istedim.


"BM Kadının Siyasete Katılım Oranı 2012 Raporu açıklandı: 96 ülkelik listede 90. sıradadayız! Detaya bakınca; Türkiye’nin 550 sandalyeli meclisinde 78 sandalyenin kadın vekillere ait olduğu belirtiliyor. Kadınların kabinede temsil edilme oranlarına bakıldığında ise Türkiye, % 4 oranı ile 90. sırada bulunuyor.

Haritaya göre dünyada kadınların mecliste yer alma oranlarının ortalaması % 19.7. Kadınların mecliste en çok temsil edildiği bölgelerin ortalamalarına bakıldığında ise en başta % 42 ile İskandinav ülkeler gelirken, onları % 22.6 oranıyla Kuzey ve Güney Amerika ülkeleri takip ediyor.
Mecliste en az kadın milletvekili oranına sahip bölge % 11.3 ile yine Arap ülkeleri. Kadın bakanlara bakıldığında ise ilk 4 sıranın İskandinav ülkeleri tarafından paylaşıldığı, bu ülkelerde (Norveç, İsveç, Finlandiya ve İzlanda) kabinede yer alan bakanların % 50'den fazlasının kadın olması dikkati çekiyor."


Şimdi biraz da Ka-Der'in Kadına Karşı Şiddet Raporu'na bakalım:


"Türkiye’de resmi rakamlar, son yedi ayda 226 kadının öldürüldüğünü, 478 kadının tecavüze, 722 kadının tacize uğradığını gösteriyor.
• 6 bin 423 kadın ise aile içi şiddet nedeniyle hastaneye başvurmuştur.
• Verilere göre, kadına yönelik cinsel saldırı suçlarında son beş yılda % 30 artış meydana gelmiştir.
• Emniyet Genel Müdürlüğü’nün resmi kayıtlarına göre, Şubat 2010- Ağustos 2011 arasındaki 19 ayda 78 bin 488 aile içi şiddet vakası yaşandı. Bu da, kayıtlara geçen haliyle her 10 dakikada bir aile içi şiddet olayının yaşandığı anlamına geliyor.
• Resmi rakamlara göre, 2006’da 663; 2007’de 1011; 2008’de 806; 2009’un ilk altı ayında 950 kadın öldürüldü.
• Yılda yaklaşık 2000 boşanma başvurusunun yapıldığı İstanbul’da başvuruların % 85’inin nedeni  ‘şiddet’.
• Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye’de kadınlara yönelik cinayet oranı son istatistiklere göre, 2002 ile 2009 yılları arasında %1400 artış gösterdi.
• 2007’deki verilere göre her üç kadından biri fiziksel şiddet görüyor. Kocalarından boşanmış kadınların fiziksel şiddet deneyimi % 78.
• Sadece cinsel şiddete maruz kalanların oranı % 15.
• Kentte kadına yönelik fiziksel şiddet oranı % 38, kırsal kesimde % 43.
• 2011’de koruma talep ettiği, savcılığa veya polise şikayette bulunduğu halde ya da sığınma evlerine yerleştirildiği halde 11 kadın öldürüldü, 3 kadın ağır yaralandı.
• 2011’de tecavüz vakaları yine basına az yansıyan haberlerdendi. Buna rağmen, 102 kadın ve 59 kız çocuğunun tecavüze uğraması basında yer buldu."

Rakamlara bakılırsa son 5 yılda cinsel saldırılarda % 30 artış olmuş. Bu konuda yapılan çalışmaların yeterli olmadığı son derece açık. Devlet kürtajı yasaklayıp, Hürrem'in dekoltesini kapatacağına, bu konuya gerekli önemi vermesi gerektiğini ne zaman, kaç kadın daha öldükten sonra anlayacak? Yaklaşmakta olan 8 Mart'ta yine kadınların çiçek, anaların kutsal olduğundan bahsedilecek. Oysa bizim safsatalara değil, somut önlemlere ihtiyacımız var! Acilen! 



daha fazla detay için buraya tıklayın

7 Ekim 2011 Cuma

Eşcinselin de Adı Yok!

Türkiye'de azınlık olmak... Farklı olmak... Diğeri olmak... Zor! Çok zordur!

Biz koyun bir milletiz. Sevmeyiz öyle farklılık, değişiklik filan. Standart olacaksın, çok dikkat çekmeyeceksin. Hele ki kız çocuğuysan... Fazla sesli gülmeyeceksin, bacaklarını kapatıp oturacaksın, az biraz okuyacak, yirmilerine gelince "efendi" bir çocukla evleneceksin.

Hele ki erkek çocuğuysan... Büyüklere pipini gösterecek, bir an önce askere gidecek, dönüşte "namuslu" (bakire) bir kızla evleneceksin.

Hele ki gaysen... Kimseye, kendine bile itiraf etmeyeceksin! Heteroseksüelmiş gibi yapacak, evlenip çoluk çocuğa karışacaksın!

Bir çok gay arkadaşım var. Her birinin hayatı ayrı ayrı zor... Kimisi iş yerinde tacize uğruyor, kimisi ailesinin "haydi evlen artık" baskısından bıkkın, kimisi mahalledeki bıçkın delikanlıların laf atmasından bezgin... (ki bu da ayrıca tartışılması gereken bir konu. Ülkemizde "eğer gay'sen, sürekli seks düşünür, seks istersin" gibi tuhaf bir algı var. Tam da bu nedenle homoseksüellere laf atan o "delikanlılar"ı da masaya yatırmak lazım.)

Homoseksüellik ile ilgili internette bir araştırma yapın, hemen göreceksiniz; kaynak çok az, olanlar ise hiç iç açıcı haberlerle dolu değil maalesef. Eşcinsel dernekleri kapatmaya çalışmaları mı dersin, sitelere erişimin durdurulması ve dahi "bu sitelerde ne işin var" denmesi mi... Bir çok konuda olduğu gibi, bu konuda da "ne kadar çok az konuşursak, o derece namusumuzu koruruz" mantığıyla konu kapatılıyor, yok sayılıyor. Askere gitmek istemeyenler, homoseksüel olduklarını fotoğraflarla (!) belgelemek zorunda bırakılıyor! Geçenlerde bununla ilgili çok ironik bir haber vardı; TSK, sanatçı Kutluğ Ataman'ın askerliğe elverişli olmadığını belirttiği raporda, kendisinin eşcinsel evlilik yaptığını belirtmiş ve dolayısıyla eşcinsel evliliği tanımış oluyordu! Yazıyı kaleme alan Ezgi Başaran'ın dediği gibi "bir künt zekalı kabadayı gibi davranırsanız, homoseksüelliği hastalık olarak tanımladığınız raporda eşcinsel evliliği de mis gibi tanımış olursunuz"! Oh olsun!
Bulabildiğim birkaç örnek linki aşağıda verdim. Verdim ki tartıştığımız şeyin ne olduğunu bilelim. Eşcinsel dernekler, eşcinsel hakları, eşcinseller hakkında çıkan bazı yazılar (aralarında 1 adet iyi haber de var, haksızlık olmasın diye onu da koydum!)
Yetkililere sesleniyorum; cinselliği konuşmadığımız/ konuşturtmadığınız için insanlar seks yapmaktan vaz geçmeyecek! Eşcinselliği konuşmadıkça gay sayısı azalmayacak! Kadına şiddet tartışılmadığı için cinayetler durmayacak! Bu kadar devekuşluğu yetmedi mi?

http://www.istanbulgay.com/turkce/hukuk.html
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14574142.asp
http://siyahpembe.org/haberler/siyah-pembe-ucgen-nefret-suclari-konferansindan-cekildi/#more-733
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1064067&Yazar=EZGİ&Date=22.09.2011&CategoryID=97
http://news.turkgayclub.com/turkiye/3737-fatma-sahin-pembe-hayat-escinsel-dernegi-temsilcisini-toplantiya-davet-etti.html

2 Mart 2011 Çarşamba

Kadının Canı Yok

8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaştıkça (ki bu "Gün" ile ilgili düşüncelerimi bilahare başka bir yazımda yazmayı düşünüyorum), kadınlara yönelik haberler artıyor. Gönül isterdi ki bu yazılar yalnızca Kadınlar Günü çevresinde ve çerçevesinde yazılmasın ama bizim Sevgililer Günü'ne de, Anneler Günü'ne de, Kadınlar Günü'ne de ve daha aklınıza gelen her türlü "Özel Gün"e yaklaşımımız budur sevgili okurlar.
Biz daha Fatmagül'ü bir "aşk hikayesi" olarak algılayaduralım, bize taciz ve tecavüzü normalleştirerek kakalamalarını sindireduralım, kadınlarla ilgili tüyler ürpertici cinayetler artmaya devam ediyor.
Birtakım istatistikleri araştırdım, aşağıya linklerini koydum. Detaylı okumak isteyenler buyursun.
Kadının Adı Yok demek cılız kalır maalesef... Kadının Canı Yok!


Haberden, çarpıcı olan bazı rakamları aşağıda alıntı olarak bulabilirsiniz:

Adalet Bakanlığı'nın istatistiklerine göre:


(Fotoğraftaki yazının Türkçesi: Kadınlara Yönelik Şiddet, Evrensel Bir Spordur)

2002’de 66 kadın öldürülürken, bu sayı 2009’un ilk 7 ayında 953'e çıktı.



Kadın cinayetleri sadece 7 yılda %1400 arttı.

2003’te 83, 2005’te 164, 2005’te 317, 2006’da 663, 2007’de 1011 ve 2008’de 806.

Verilere göre, 2002’den Temmuz 2009’a kadar; kadına yönelik şiddet ve cinayetler nedeniyle toplam 12 bin 678 dava açıldı. Bu davalarda 15 bin 564 kişi yargılanırken, bunlardan 5 bin 736’sı mahkum oldu. Bu davalarda bin 859 kişi için beraat, 794 kişi için de denetimli serbestlik kararı verildi. 
Açılan davalardaki dosyalardan 11 bin 216 dosya karara bağlanırken, 6 bin 74 dosyanın yargılamasına devam ediliyor. 
Karara bağlanan dosyalardan 5 bin 483’ünün Yargıtay aşaması da tamamlanırken, mahkemelerin karara bağladığı 4 bin 592 dosya Yargıtay’da onay bekliyor.

Uçan Süpürge Projeler Koordinatörü Ürün Güner'in verdiği bazı rakamlar da şöyle:
İlkokul çağındaki kız çocuklarının % 60'ı öğrenime devam edemiyor.

İş gücüne katılan kadınların oranı 2008 yılı itibarıyla % 21,9'.

Türkiye'de 81 ilin 2'sinde kadın belediye başkanı görev yapıyor; 49 ilin yerel yönetiminde ise karar mercisinde hiç kadın yer almıyor.

Türkiye'nin yurt dışında temsilinde 166 büyükelçiden sadece 15'i kadın.

Yargı sisteminde kadın çalışan oranı %27


Ocak 2009’da yayımlanan “Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet Raporu”na göre:

Evli kadınların % 15’i eşinin cinsel şiddetine maruz kaldığını belirtiyor. 
En düşük oran % 9 ile Marmara’da, en yüksek oran ise % 29 ile Kuzeydoğu Anadolu’da. 
Fiziksel şiddet yaşayan kadınların oranı % 42 ve en sık 40-59 yaş grubu şiddete maruz kalıyor. 
İlkokul düzeyinde eğitimi olan kadınlarda şiddete maruz kalma oranı yüzde 56 iken, lise mezunu-üniversite eğitimli olanlarda yüzde 32.