insan hakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insan hakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ekim 2011 Cuma

Eşcinselin de Adı Yok!

Türkiye'de azınlık olmak... Farklı olmak... Diğeri olmak... Zor! Çok zordur!

Biz koyun bir milletiz. Sevmeyiz öyle farklılık, değişiklik filan. Standart olacaksın, çok dikkat çekmeyeceksin. Hele ki kız çocuğuysan... Fazla sesli gülmeyeceksin, bacaklarını kapatıp oturacaksın, az biraz okuyacak, yirmilerine gelince "efendi" bir çocukla evleneceksin.

Hele ki erkek çocuğuysan... Büyüklere pipini gösterecek, bir an önce askere gidecek, dönüşte "namuslu" (bakire) bir kızla evleneceksin.

Hele ki gaysen... Kimseye, kendine bile itiraf etmeyeceksin! Heteroseksüelmiş gibi yapacak, evlenip çoluk çocuğa karışacaksın!

Bir çok gay arkadaşım var. Her birinin hayatı ayrı ayrı zor... Kimisi iş yerinde tacize uğruyor, kimisi ailesinin "haydi evlen artık" baskısından bıkkın, kimisi mahalledeki bıçkın delikanlıların laf atmasından bezgin... (ki bu da ayrıca tartışılması gereken bir konu. Ülkemizde "eğer gay'sen, sürekli seks düşünür, seks istersin" gibi tuhaf bir algı var. Tam da bu nedenle homoseksüellere laf atan o "delikanlılar"ı da masaya yatırmak lazım.)

Homoseksüellik ile ilgili internette bir araştırma yapın, hemen göreceksiniz; kaynak çok az, olanlar ise hiç iç açıcı haberlerle dolu değil maalesef. Eşcinsel dernekleri kapatmaya çalışmaları mı dersin, sitelere erişimin durdurulması ve dahi "bu sitelerde ne işin var" denmesi mi... Bir çok konuda olduğu gibi, bu konuda da "ne kadar çok az konuşursak, o derece namusumuzu koruruz" mantığıyla konu kapatılıyor, yok sayılıyor. Askere gitmek istemeyenler, homoseksüel olduklarını fotoğraflarla (!) belgelemek zorunda bırakılıyor! Geçenlerde bununla ilgili çok ironik bir haber vardı; TSK, sanatçı Kutluğ Ataman'ın askerliğe elverişli olmadığını belirttiği raporda, kendisinin eşcinsel evlilik yaptığını belirtmiş ve dolayısıyla eşcinsel evliliği tanımış oluyordu! Yazıyı kaleme alan Ezgi Başaran'ın dediği gibi "bir künt zekalı kabadayı gibi davranırsanız, homoseksüelliği hastalık olarak tanımladığınız raporda eşcinsel evliliği de mis gibi tanımış olursunuz"! Oh olsun!
Bulabildiğim birkaç örnek linki aşağıda verdim. Verdim ki tartıştığımız şeyin ne olduğunu bilelim. Eşcinsel dernekler, eşcinsel hakları, eşcinseller hakkında çıkan bazı yazılar (aralarında 1 adet iyi haber de var, haksızlık olmasın diye onu da koydum!)
Yetkililere sesleniyorum; cinselliği konuşmadığımız/ konuşturtmadığınız için insanlar seks yapmaktan vaz geçmeyecek! Eşcinselliği konuşmadıkça gay sayısı azalmayacak! Kadına şiddet tartışılmadığı için cinayetler durmayacak! Bu kadar devekuşluğu yetmedi mi?

http://www.istanbulgay.com/turkce/hukuk.html
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14574142.asp
http://siyahpembe.org/haberler/siyah-pembe-ucgen-nefret-suclari-konferansindan-cekildi/#more-733
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1064067&Yazar=EZGİ&Date=22.09.2011&CategoryID=97
http://news.turkgayclub.com/turkiye/3737-fatma-sahin-pembe-hayat-escinsel-dernegi-temsilcisini-toplantiya-davet-etti.html

2 Mart 2011 Çarşamba

Kadının Canı Yok

8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaştıkça (ki bu "Gün" ile ilgili düşüncelerimi bilahare başka bir yazımda yazmayı düşünüyorum), kadınlara yönelik haberler artıyor. Gönül isterdi ki bu yazılar yalnızca Kadınlar Günü çevresinde ve çerçevesinde yazılmasın ama bizim Sevgililer Günü'ne de, Anneler Günü'ne de, Kadınlar Günü'ne de ve daha aklınıza gelen her türlü "Özel Gün"e yaklaşımımız budur sevgili okurlar.
Biz daha Fatmagül'ü bir "aşk hikayesi" olarak algılayaduralım, bize taciz ve tecavüzü normalleştirerek kakalamalarını sindireduralım, kadınlarla ilgili tüyler ürpertici cinayetler artmaya devam ediyor.
Birtakım istatistikleri araştırdım, aşağıya linklerini koydum. Detaylı okumak isteyenler buyursun.
Kadının Adı Yok demek cılız kalır maalesef... Kadının Canı Yok!


Haberden, çarpıcı olan bazı rakamları aşağıda alıntı olarak bulabilirsiniz:

Adalet Bakanlığı'nın istatistiklerine göre:


(Fotoğraftaki yazının Türkçesi: Kadınlara Yönelik Şiddet, Evrensel Bir Spordur)

2002’de 66 kadın öldürülürken, bu sayı 2009’un ilk 7 ayında 953'e çıktı.



Kadın cinayetleri sadece 7 yılda %1400 arttı.

2003’te 83, 2005’te 164, 2005’te 317, 2006’da 663, 2007’de 1011 ve 2008’de 806.

Verilere göre, 2002’den Temmuz 2009’a kadar; kadına yönelik şiddet ve cinayetler nedeniyle toplam 12 bin 678 dava açıldı. Bu davalarda 15 bin 564 kişi yargılanırken, bunlardan 5 bin 736’sı mahkum oldu. Bu davalarda bin 859 kişi için beraat, 794 kişi için de denetimli serbestlik kararı verildi. 
Açılan davalardaki dosyalardan 11 bin 216 dosya karara bağlanırken, 6 bin 74 dosyanın yargılamasına devam ediliyor. 
Karara bağlanan dosyalardan 5 bin 483’ünün Yargıtay aşaması da tamamlanırken, mahkemelerin karara bağladığı 4 bin 592 dosya Yargıtay’da onay bekliyor.

Uçan Süpürge Projeler Koordinatörü Ürün Güner'in verdiği bazı rakamlar da şöyle:
İlkokul çağındaki kız çocuklarının % 60'ı öğrenime devam edemiyor.

İş gücüne katılan kadınların oranı 2008 yılı itibarıyla % 21,9'.

Türkiye'de 81 ilin 2'sinde kadın belediye başkanı görev yapıyor; 49 ilin yerel yönetiminde ise karar mercisinde hiç kadın yer almıyor.

Türkiye'nin yurt dışında temsilinde 166 büyükelçiden sadece 15'i kadın.

Yargı sisteminde kadın çalışan oranı %27


Ocak 2009’da yayımlanan “Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet Raporu”na göre:

Evli kadınların % 15’i eşinin cinsel şiddetine maruz kaldığını belirtiyor. 
En düşük oran % 9 ile Marmara’da, en yüksek oran ise % 29 ile Kuzeydoğu Anadolu’da. 
Fiziksel şiddet yaşayan kadınların oranı % 42 ve en sık 40-59 yaş grubu şiddete maruz kalıyor. 
İlkokul düzeyinde eğitimi olan kadınlarda şiddete maruz kalma oranı yüzde 56 iken, lise mezunu-üniversite eğitimli olanlarda yüzde 32.