tabu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tabu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2012 Salı

Bayan Değil Kadın!

Sık sık değindiğim konulardan biri "kelimelerin önemi"... Bedenimiz kendimizi var etme aracımız, 5 duyumuz sayesinde var oluyor, bu sayede iletişim kuruyoruz. Seks sırasında "sik beni" demek ayıp değilken, sokakta kullanılan "sikişme" kelimesi küfre giriyor ve tam da bu nedenle beden üzerinden küfretmemek gerekiyor. Çünkü küfrettikçe bedenimizden uzaklaşıyoruz, küfrettikçe onu aşağılamış oluyoruz. Tıbbi terimlerle de bu uzaklaşmayı iyice derinleştiriyoruz. Önceki bir yazımda bahsettiğim gibi, bedenlerimizi hor görüyor, ona önem göstermiyoruz. Vajina, penis gibi steril kelimelerle seksin "pis"liğini örtmeye çalışıyor, doğallımızdan uzaklaşıyoruz. Oysa bu kelimeleri tabu olarak görmesek, kimse öyle görmese, am ya da sik dendiğinde kimse tepki göstermez.
Aynı bu nedenle "bayan" kelimesine de karşıyım. Doğada kadın ve erkek vardır, bayan kim ki? Kimliksiz, kişiliksiz, samimiyetsiz bir kelime...
Tam da bununla ilgili bir site yapmışlar, sözü uzatmadan sizi onlarla başbaşa bırakıyorum. İki KADINın yaptığı www.bayandegilkadin.com sitesi incelenmeye değer...

17 Ekim 2011 Pazartesi

Hilal Cebeci'nin Gözünden Sekse Bakış

Hilal Cebeci, Esra Ceyda kardeşler vb. "kadın"lığıyla şöhret olmaya çalışan kadınlardan hoşlanmam. Kullandıkları yöntemi takdir etmediğim gibi, hem son derece ucuz hem de seksilikten uzak bulurum. Ancak bugün elime geçen bir yazı "Sezar'ın hakkını Sezar'a vermek gerektiğini" düşündürttü bana ve burada paylaşmaya karar verdim. Hilal Cebeci, aşağıdaki yazıyı kaleme almış; cinselliğe bakışla ilgili çok doğru birkaç noktaya değinmiş. Yazım hataları, cümle düşüklükleri vb. pek çok detayı göz ardı edip, anlatılmaya çalışılanın ne olduğuna odaklanınca bence çok başarılı bir yazı. Hele ki gazete, kitap okumayan ve neredeyse tamamen internetten beslenen bir gençlik olduğu düşünülürse, bu yazı kitlelere ulaşmak açısından son derece başarılı!



"Vibratör İndirimi...
Bizler nasıl dünyaya geliyoruz, seks yapılıyor ve biz dünya’ya geliyoruz?

Peki o zaman bu kadar doğanın kanunu olan bir eylemden neden bu kadar korkuyoruz, konuşamıyoruz, kötü birşey olsa bizler şuan dünya’ya gelebilirmiydik?
Demek ki iyi ve faydalı bir şey..
Seks yapmanın sağlığa faydalarını, uzmanlar anlatmakla bitiremiyor..

Tabiki temiz ve sağlıklı olan seksden bahsediyoruz..
Yani sürekli partner değiştrimek, korunmasız seksin son derece sakıncalı olduğunu söylemeye gerek yok...
Peki uzun soluklu ilşkilerde seks nasıl bir değişim geçiriyor?
Yani, bir zaman sonra sanki bir görev mi oluyor?
Erkek veya kadın gözlerini kapatıp başkalarınımı hayal ediyor?..
Bu sorun bir çok arkadaşımın başına gelen birşey seks hayatları monotonlaşınca gözlerini kapatıp başkalarını hayal ediyorlarmış:)
Bence çok korkunç bir durum, düşünsenize sevgilinizin gözü kapalı sevişirken, acaba başkasını mı hayal ediyor diye düşündükçe, konsantreniz tamamen kaybolur ve her şey biter.. Kabus gibi:)
Bence, seksde klasik şeylerden uzaklaştıkça uzun süreli ilişkiler zarar görmez, fantazilere yönelin, fantazi çok hoş birşey bence en iyi afrodizyak, mutlu çiftlerin güzel bir seks dolabı olmalı bence ve seksi sadece yatak odasıyla sınırlandırmamak gerekir...
Çünkü, bana göre sadece yatak odasına sıkıştırılmış bir seks bir süre sonra monotonlaşır, işte o noktada uzun soluklu ilşkiler sorun yaşayabilir...
Sekshoplar’da en çok satılan ürün hizmetçi kostümüymüş, çok enteresan değilmi:)))
İki sene önce hollandada yaşayan bir arkadaşım gülerek beni aradı..
Hollanda haberlerinde görmüş seksshop’da vibratör indirimi varmış, bir kuyruk varmış metrelerce ve insanlar gayet normal bir şekilde habercilerin görüntü almalarından rahatsız olmadan üstelik röpörtajda vererek indirimli vibratörleri almışlar...
Burda öyle birşey olduğunu düşünsenize taşlarlardı heralde özellikle kuyruktaki kadınları...
Her yazında bahsediyosun diyeceksiniz belki ama, biliyosunuzki damacanayla seks yapan, tavukla cinsel ilişkiye giren insanların olduğu bir toplumda yaşıyoruz bunlar haberlerde yayınlanıyor kafamdan uydrumuyorum...
Hayvanlara bunu yapan gözü dönmüş sapıkların çocuklara neler yapabileceğini düşünmek bile istemiyorum!...
Gerçekten allah herkesin coluğunu çocuğunu korusun, böyle bir dünyaya çocuk getirmek istemiyorum, çocuk yapanlarıda çok cesur buluyorum açıkcası..
Seks tabu olmakdan çıktığı zaman işte bütün sapıklıklar, azalıcak..
Yapılan araştırmalarda seks suçları avrupada diğer ülkelere göre daha azmış, sebebini anlamak için zeki olmaya gerek yok..
Geleceğimizin sağlıklı bedenler olmasını çok istiyorum..
Bizden sonraki nesil umarım bütün bu saçmalıkları aşmış mutlu bir nesil olur..
Bazı konuları kafalarında bitirmiş bir gelecek umut ediyorum
Özellikle birbirini seven hoşgörülü insanların olduğu, hayvanlara doğaya değer veren insancıl bir gelecek arzu ediyorum..
Lütfen birbiriniz sevin hoşgörülü olun, nefret çok kötü bir duygu üstelik bu kadar kısa bir dünya için...
Sevgilerimle...
Hilal CEBECİ"

linke gitmek isteyenler için: Vibratör İndirimi- Hilal Cebeci

23 Mayıs 2011 Pazartesi

Sevişmek Ayıp Değil, Haktır!

Okuduğum bir yorum/ alıntı sayesinde tanıştım Emma Goldman adlı şahsiyetle. Rusya'da doğup, Amerika'ya göçen bu enteresan şahsiyet, sıkı bir anarşist, feminist, gay hakları savunucusu, ateist...
Aşağıdaki yazı, Emma Goldman'dan bir alıntı, buyrun.
(Rusya'dan Amerika'ya göçerken ne oluyorsa bu kadınlara, Ayn Rand de böyle, Emma Goldman da, belki henüz keşfetmediklerim de... Buldukça yazacağım.)



KADIN ARKADAŞLAR!
Cinselliğimize ambargo koydurmaya son!
Sevilmeyen bir bedene dokunmak, bir insanlık suçudur.
Çifte standartlı ahlak, kadınlara rahibe gibi yaşamalarını buyururken, erkekleri azdırır.
Çoğu kadın, cinselliğini gizler, gösterene de "orospu" der bu iki yüzlü ahlakı dayatanlar.
Ve bu erkekleri azdıran, kadınları pasifleştiren, ahlaksızların ahlakına, göre, cinsellik, sikmeye (sikme burada, tek taraflı, penisin girmesine dayandırılan bir edimdir) bağlanır.
Bu yüzden, çoğu kadın ve erkek, ruhsal ve bedensel yönden zarar görüp, sakatlanmaktadır.
Cinselikle aşk bir bütündür.
Bütün bu yasakların ve önyargıların ardındaki gerçek, tarihsel olarak, kadınların cinsel gücünden korkmalarıdır.
Ve Kadınların sınırsız orgazm olma potansiyelinden elbette.
Orgazm olamayan kadın yoktur. Kadın bedenine dokunmasını bilmeyen hödük erkekler vardır!
Bir kadın da, sevişmek arzusunu bağıra bağıra dillendirmelidir.
AM güzeldir!
Orospular seksi ve akıllıdır, şereflidir. Namus, şeref bacak arasında değildir.
Şerefsizlik, kadın bedenine ambargo koyan, iki yüzlü ahlakçılıktır.
Gönülsüz sevişmek ve tacizdir. Sarkıntılıktır.
Orospuluk, pezevenlik, kadın bedenine ambargo koyan, iki yüzlü ahlakın bekçilerinin eylemidir.
Kadınlar, sevişmeyi ertelememeli, erkeklerden baklememelidir. Varsın "kötü" kadın desinler.
"Kötü kadın olmak, iki yüzlü ve hasta kadın olmaktan iyidir.
Seçilmeyi beklemeyin,
SEÇİN!

5 Nisan 2011 Salı

Bekaret Amda Değil Baştadır!

Takip ettiğim bir blogda, bekaret hakkında yaptığım yorumun başlık yapıldığını farkettim. Konuyu baştan yazmaktansa direkt linkini vermek kolayıma geldi... Bekaret zarı hakkındaki düşüncelerim, buradan buyurun...
http://ostrojenengellenemez.blogspot.com/2011/04/kutsal-fahiseden.html

"İnsanın, kendi doğasına karşı gelmesi, doğasını bastırmaya çalışması sapkınlığı ve suçluluk duygusunu derinleştirmekten başka bir işe yaramaz. Seksi günahmış gibi sunmak, bekareti ve bekaret zarını kutsallaştırmak çeşitli sapkınlıklara yol vermekten başka bir şey değildir. Sırf bekaret zarı bozulmasın diye anal seks yapan birçok kadının kendilerini seks yapan kadınlardan daha bakire görmeleri trajik ve dahi sapkınlıktır. Nokta."

(Fazıl Tar'a teşekkürlerimle...)

9 Şubat 2011 Çarşamba

Mastürbasyonuma Dokunmayın!


Mastürbasyon... Kadınlar için tabulardan belki de en büyüğü. Bazıları küçük yaşlardan beri yapar, bazısı yapmaya, hatta bedenine aynada bakmaya bile utanır. Fakat şurası kesin; yapsa da yapmasa da kadınlar mastürbasyon konusunda konuşmaktan korkunç utanır!
Erkeklerde ise tam tersi söz konusu. Küçüklüğünde "en uzağa kim işer"le başlayan sik muhabbeti, ilk ıslak rüyalarını görmeye başladıklarından itibaren "seninki kaç santim", "fincanı dolduracak kadar boşaltıyor musun", "çavuşu tokatladın mı" muhabbetine dönüşür. Utanmak bir yana, bilakis, gururla, yüksek sesle anlatırlar hikayelerini her ortamda.
Kendi arkadaşlarımdan biliyorum, biz kadınlar mastürbasyonu konuşmayız, konuşamayız, yaptığımızı itiraf etmeyiz, yokmuş gibi davranırız. Değil erkeklerle konuşmak, kendi aramızda bile dile getiremeyiz. Bir kısmımız yapmaz da zaten... Ya utandığından, ya zarına zarar gelmesinden korktuğundan. Aptal baskılar yüzünden bedenlerine uzak, yaşayıp gider bu kadınlar. Ne kadar ironiktir bu kadınların partnerine bedenini göstermeye, onla seks yapmaya utanmaması, kendinden utanırken. Seksi bir alış- veriş olarak gören, bir koz olarak gören kadın, erkeğini hoş tutmak istediğinde "verir", cezalandırmak istediğinde "vermez", bu tip kadına göre seks "veriş- vermeyiş" meselesidir, zevk alıp verme meselesi değil. Bunda kadının olduğu kadar, erkeğin de suçu var, kadına yüzyıllardır yapılan baskılar, yatakta kadının fazla tecrübeli olmasını istemeyen erkek zihniyeti ve daha birçok unsur... Bu, başlı başına farklı ve uzun bir konu olduğu için, şu an daha fazla detaya girmeyeceğim konu hakkında.
Hal böyle olunca, kadın seksin zevk için değil, koz olarak kullanılan bir olgu olduğunu düşününce, mastürbasyon yapmayı akıl etmez, gerek duymaz.
Oysa ne kadar önemlidir, ne kadar güzeldir, ne kadar özeldir kendinle kaldığın o dakikalar. Ne istersen, nasıl istersen... Mastürbasyon, seninle bir başkası arasında yaşanan seksten daha özel, tamamen sana aittir, "seninle senin" arandadır.
Nasıl yapıldığına gelince, tabi ki herkesin zevki kendine. Kimisi kendini parmaklar, kimisi klitorisini okşar, kimisi vibratör kullanır... Bir de partnerinin karşısında mastürbasyon yapanlar var. Tahrik edici olduğu muhakkak... Ama bana göre değil. Mastürbasyon, kişinin kendine en yakın olduğu, en "ben" olduğu an... O anı kimseyle paylaşmayacak kadar egoistim o dakikalarda.
Ben mastürbasyonumu kimseyle paylaşmam, o benimle benim aramda!

31 Ocak 2011 Pazartesi

Kutsal Fahişeyim Çünkü...

"Çünkü ben ilk ve sonum
Onurlandırılan ve aşağılananım
Ahlaksız ve kutsal olanım
Zevceyim ve bakireyim
(Anne) ve kızım
Annemin uzuvlarıyım...
Anlaşılamayan sessizlik
ve sık sık hatırlanan düşünceyim

Tınısı çok katlı o ses
ve görünüşü çoklu o sözüm
Kendi adımın dile getirilişiyim"
"Kutsal Fahişe", Nancy Qualls-Corbett, Tavanarası Yayıncılık

Kendimi bildiğimden beri sekse merakım vardı. Mastürbasyona 6 yaşında başladım... İlk pornomu 7 yaşında seyrettim, tesadüfen de olsa... Bedenimi severim; ona bakmayı, onu aynada incelemeyi, kendimi okşamayı, öpmeyi... Onu iyi tanırım, tepkilerine önem verir, dikkat ederim, onu dinlerim...

Kutsal Fahişe adını seçtim çünkü kadın bedeninin, erkeğinkinden daha gizemli olduğuna inanıyor, cinsellikte günümüzdeki genel kanıların (erkeğin etken, kadının edilgen oluşu, seksin kadınlar tarafından istenmesinin ucuz, günah vs. oluşu, Bakire Meryem vb. birçok safsata)  çoğunun yanlış olduğunu düşünüyorum.

Anaerkil toplumlarda Kutsal Fahişe tapınılan bir varlıkken günümüzde hor görülmektedir. Ataerkil topluma neden geçildiği hem çok uzun hem de fazla ciddi bir konu olduğu için, bunu burada tartışmayacağım, en azından şimdilik... Hemen yeri gelmişken, bu yazıyı hala okumakta olan siz okuyucuya küçük bir iki açıklama; öncelikle, feminist değilim, feminizme inanmam, kadınların veya erkeklerin birbirinden üstün olduğunu değil, tamamlayıcı olduklarını savunurum. İkincisi, bu fazla ciddi girizgah sizi ürkütmesin, şimdiden sonra anlatacaklarıma altyapı sağlamak için biraz detaya girmem gerekti, hepsi bu...

Kutsal Fahişe kitabını ilk gördüğümde, "işte yıllardır aradığım tanımlama" dedim, evet ben bir kutsal fahişeydim. Küçükken fahişelik mesleğinin, hem seks yapıp, hem de üstüne para almanın muazzam bir fikir olduğunu düşünürdüm. İlk okul yıllarımda mastürbasyon yaparken ya fahişe yada playgirl olduğumu hayal ederdim. Toplum baskısı ve daha pek çok nedenle pratikte bunun pek de mümkün olmadığını artık bilsem de, özünde bu düşüncede bir kadınım.

Erkeklerin "boyunu ölçme" ile derdi olduğu gibi benim de "derinlik ölçme" derdim vardı küçükken. Nihayet bir gün merakıma yenilip elime geçirdiğim bir kalemi sokabildiğim kadar derine sokup derinliğimi ölçmüştüm. Ve tabi bekaretimi (ne çirkin tanımlamadır bekaret) bu şekilde kaybettim. Kasıtlı bir hareket değilse de, isabet olmuş.

İlk cinsel ilişkimi yaşadığımda 18'dim. Hem çok merak ediyor, hem de çok geriliyordum. Sevgilimle hep bir noktaya kadar gelip, iş benim donumu çıkarmaya geldiğinde duruyorduk. Bir yandan gerilirken, bir yandan da kendime müthiş kızıyor, kendime yediremiyordum. "Ben bile bunu mesele ediyorsam, seksi iyice tabulaştıranlar neler yapıyordur" diye de düşünüyordum. Burada tabi "ben bile" derken ukalalık yapmaya çalışmıyorum, seksi çok küçük yaştan beri merak eden, istekli bir genç kızın bile ne gibi korkular yaşadığının altını çizmeye çalışıyorum.

Çok fazla adamla birlikte oldum, çok fazla şey denedim, zamanla hepsini anlatacağım. Şu an için söylemek istediğim şey, tabuları kırmak zor... ama imkansız değil. Bu blogu oluşturmamın temel nedeni, konuşulmayanı konuşmak, paylaşılmayanı paylaşmak, farklı görüşler, yorumlarla karşılaşmak, tartışmak, yalnız olmadığımı (yada belki yalnız olduğumu) kendime göstermek.

Günlük aptal konulara saatlerce kafa patlatan ey insanoğlu, günde birkaç dakikanı seksi anlamaya ayırsan- seks zannedilen gel-gitler değil, gerçek seksten bahsediyorum- daha rahat, daha özgür olacaksın inan.