cinsel hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cinsel hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2014 Cuma

Seksin Uzmanları- Masters of Sex

Seksi bir bilim dalı olarak kabul etmek ve anlamak... 
Bugünün dünyasında (ve hele ülkemizde) hala büyük tabu olan cinselliğin kimyasını anlamak için yola çıkan Dr William Masters, çalışmalarına 1957 ABD'sinde başlamış. Elbette önüne birçok engel çıkmış. Bir üniversite hastanesi olan Washington Üniversitesi Jinekoloji Bölümü'nde çalışan Dr Masters'ın, konuyla ilgili araştırma yapmak için gerekli tesis ve fonu bulması, baskılar ve ayıplamalar nedeniyle zorlaştırıldıkça doktor yan yollara sapmış. Genelevlerde fahişeler üzerinde araştırmalar yapmış, kendi asistanı (ve daha sonra araştırma ortağı) olan Virginia Johnson ile bizzat seks yaparak, istatistiksel bulguları kaydetmiş. 
Şu sıralar Masters of Sex adıyla yayınlanan dizinin gerçek öyküsünün özeti böyle. Diziyi daha fazla anlatıp büyüsünü bozmak istemem, iyisi mi kendiniz izleyip görün...
Beni asıl etkileyen, bunca zorluğa rağmen pes etmeyen bu iki insanın azmi. Cinselliği, yemek içmek gibi doğal görmek ve bilim olarak kabul etmenin gerekliliğini, bedensel diğer tüm hastalıkların incelenip, cinsel hastalıkların yok sayıldığı bir ortamda cinsel hastalıkların varlığının konuşulmasına ön ayak olmak, homoseksüelliğin araştırılması ve daha benzer pek çok husus... 
Basmakalıp çoğunluktansa, değişim ve gelişim için gerekli olan hep bu tür insanlar! İhtiyacımız daha çok Dr Masters'lar, Virginia Johnson'lar... 




1 Ekim 2012 Pazartesi

Oral Seks mi Belsoğukluğu mu?

Yeni araştırmalara bakılırsa artık oral seks sırasında da prezervatif kullanmak gerekiyor. Peki ya kaçımız korunuyoruz? Oral seks sırasında değil, birleşme sırasında kaçımız korunuyoruz?..
Kendi imkanlarımla yaptığım mini ankete göre % 58'imiz "Allah'a emanet" % 5'imiz prezervatif kullanıyor, % 10 ilaç kullanıyor, kalanı da "geri çekilme" tabir ettiğimiz, yöntem sayılamayacak yolu seçiyor.
Biz daha prezervatifi birleşirken kullanmaya bile alışamamışken, oral seks sırasında kullanmamızı beklemek mucize olur, kabul. Ancak, AIDS ve benzeri hastalıklardan korkmuyor muyuz cidden?
Bu yazıyı okurken tüm bu sorular aklıma üşüştü ve bloguma bir not düşmek istedim... Çünkü bence hepimizin hiç olmazsa bir dakika oturup düşünmesi gerekiyor. Cidden bu kadar korkusuz muyuz yoksa bu kadar cahil miyiz?..



(Oral seks iki cins için de mümkün olduğuna göre Kadın prezervatifini de kullanmayı öğrenelim...)

21 Mart 2012 Çarşamba

Türk Korunmaz... Bize Bir Şey Olmaz!

Cinsellik hakkında konuşuyor, cinsellik hakkında yazıyoruz. Oral seks iyi miymiş, anal seks kötü müymüş, kim hangi pozisyonda ne yapmış hepsini konuşuyoruz da, acaba korunuyor muyuz, bak işte onu hiç konuşmuyoruz. Batıda prezervatif kullanımını destekleyici kampanya ve aktiviteler artarken, bizde üniversitede eğitim amaçlı dağıtılan prezervatifler toplanıyor; Üniversiteler Kış Oyunları'nda da, Türk'lerin odalarından prezervatifler toplanıyor! Hal böyle olunca tabi, pek çoğumuz korunmaya gerek duymuyor. Böyle bir bilincimiz olmadığı gibi, prezervatif kullananı "light" görüyoruz.


(*prezervatifi gözünüzde büyütmeyin)

Amerika'da "happy national condom day" (ulusal "prezervatif  günün kutlu olsun") diyerek kutlama yapıyorlar, hatta devlet destekli http://wheredidyouwearit.com/ adlı bir siteyle nerede seviştiğini işaretlediğin, foursquare benzeri bir uygulama yapmışlar; tekrar ediyorum, devlet destekli! Mesajı da çok doğru: "be proud to wear protection!" (korunduğun için gurur duy!). Çok önemli bir mesaj çünkü insanlar gerçekten de cinsellikten utanıyor, korunmaktan utanıyor, prezervatif satın almaktan utanıyor! Kampanyanın "kendinle gurur duy, utanma" demesi, bu açıdan çok önemli, "cinselliğe olan bakış açını değiştir" diyor bir nevi... Yine Batı'da, porno filmlerde prezervatif kullanma zorunluluğu getirilmesi de, korunmaya bakış açısı normlarını değiştirme konusunda çok önemli bir adım!

Konuyla ilgili blogumda yaptığım anketin sonuçları aşağıda. 

Gördüğünüz gibi "geri çekilme" yöntemi açık ara önde; % 49, katılımın neredeyse yarısı eder. Allah'a emanet yatıp kalkıyoruz diyenler de hiç az değil... Bu ikisi birlikte % 59'luk bir çoğunluğun hiç korunmadığını ortaya koyuyor.

Türkiye'de son yıllarda HIV-AIDS vakalarındaki artış dikkat çekici boyutlara ulaştı. Sadece İstanbul'da virüs tespit edilen kişi sayısı 6 yılda üç kat artarak, 127'den 427'ye çıktı. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Buyru'nun cinsellikuzmani.com adlı sitede yer alan verilerine göre Türkiye'de cinsel yolla bulaşan hastalıklarda önemli bir artış var ve mutlaka prezervatif kullanmak gerekiyor. İstenmeyen gebelikler de işin cabası...

Bir kereden hiçbir şey olmaz demeyin! O bir kere hayatınızın hatası olabilir!..    



Prezervatifsiz asla!
17 (28%)
İlaç kullanıyorum
2 (3%)
Ertesi gün hapı kullanıyorum
1 (1%)
Spiral kullanıyorum
0 (0%)
Birden fazla korunma yolu kullanıyoruz
4 (6%)
Geri çekilme yöntemi kullanıyoruz
29 (49%)
Allah'a emanet yatıp kalkıyoruz
6 (10%)

21 Mart 2011 Pazartesi

Cinsel Eğitim Kim, Biz Kim

Cinsel eğitimin Batı'da bizden çok daha ileride olmasına şaşırmazdım ama Asya ve Afrika ülkelerinde bile bu kadar gelişmiş olması beni epey düşündürdü. Afrika'da çıkış nedeni AIDS; tamam haydi ona da fazla şaşırmayalım (gerçi cinsel eğitime geçmek için ille de AIDS vakalarının çoğalması mı lazım ama neyse). Peki ya Çin? Tayland? Haydi Japonya gelişmiş ülke, peki ya Hindistan?
Biraz istatistiklerden bahsedelim o halde:
Afrika'da hükümetleri WHO (Dünya Sağlık Örgütü) ve Sivil Örgütler ile ortaklaşa yaptıkları program çerçevesinde cinsel eğitim (ve spesifik olarak AIDS'ten korunma yöntemleri eğitim) veriyor. Mısır'da okullarda cinsel eğitim 12-14 yaş arası çocuklara verilmekte.
Asya'ya bakacak olursak, Endonezya, Moğolistan ve Güney Kore'de okullarda cinsel eğitim veriliyor. Hindistan'da 9-16 yaş arası çocuklara cinsel eğitim veriyorlar. Japonya'da 10-11 yaştaki çocuklar cinsel eğitim programı kapsamında boşalma ve adet dönemi hakkında bilgilendiriliyorlar.
Avrupa'yla aramızdaki uçurumu herhalde tahmin edersiniz. Ben yine de birkaç örnek vereyim:
Finlandiya'da önce biyoloji dersinde cinsel organların öğrenilmesi ile başlayan eğitim, ileriki yaşlarda cinsel sağlık ile devam ederken, 15 yaşına gelen çocuklara tanıtıcı "cinsel paket" veriliyor. Pakette cinselliği anlatan bir broşürün yanısıra, bir adet prezervatif (evet hani bizim Selçuk Üniversitesi'nde dağıtılıp da olay olanlardan) ve çizgi roman bir seks hikayesi var.
Fransa ve Polonya'da cinsel eğitim 1973'ten beri müfredatta. Almanya'da 1970'ten beri, İsveç'te ise 1956'dan beri müfredatta cinsel eğitim!
Amerika'da istatistikler eyaletten eyalete değişmekle birlikte, 7-12 yaş arası tüm gençler cinsel eğitim alıyor.
Cinsel Eğitim ve Araştırma Derneği'nce (CETAD) yapılan ankete göre, Türk insanının yüzde 75'i okullarda cinsel eğitim verilmesini istiyor. İtiraf edeyim, bu istatistik bana pek gerçekçi gelmiyor, ben % 50'ye de razıydım ama o kadar bile iyi olduğunu sanmazdım bu rakamların ancak bulduğum haber böyle söylüyor. Mutlu bir şaşkınlık içindeyim!? Ben daha ziyade Okullarda Cinsel Eğitim Cinayettir! türü haberler bulmayı bekliyordum ki sağolsun Doç Dr Ali Murat Yel beni desteklercesine, hemen Google'ıma damladı. Cinsel eğitim 2011'de hala verilmezken, bir "yüksek" eğitim kurumu olan üniversitelerde AIDS'ten korunmaya dikkat çekmek için prezervatif dağıtınca olay oluyor. Hem zaten biz Türk'üz, bize birşey olmaz mantığıyla pek çoğumuz korunmuyoruz.
Değil partnerimizi tanımak, daha kendi bedenlerimizi tanımıyoruz. Hayat Bilgisi dersinde niye hayata dair en temel güdümüz olan seks öğretilmez ki?
Daha fazla bilgi almak isteyenler için link burada
(Fotoğrafların Türkçe'sini bulamadım, bu bile yeterince manidar!)