internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mart 2011 Pazartesi

Türkiye'de Seks Shop Gezmek "Cesaret" İster

İnternet ile hayatımıza yeni alışkanlıklar girdi, birtakım şeylere ulaşmak artık çok kolay. Hatırlarım ben küçükken eczaneden ped almaya utanan kadın sayısı çoktu (korkarım hala az değil!). Geçenlerde bir dizide kadın predictor almaya utanıyordu. Prezervatifi de satın almaya utananımız hala çoğunlukta... Örnekler çoğaltılabilir. Bunları fırsata dönüştüren pek çok internet sitesi var artık günümüzde. prezervatifal.com var mesela. Onlarca, belki yüzlerce seks shop var. Hepsinin altındaki temel fikir, "utanmadan alışveriş" yapmak. Elbette ki evinden çıkmadan alışveriş yapmak gibi, diğer internet sitelerinin avantajları da var ancak asıl hedef utanmadan bu tür ürünlere ulaşabilmeyi sağlamak.
Hiç seks shop'a gideniniz var mı bilmem ama benim çevremde hiç yok! Türkiye'de seks shop denen kavram o kadar "ucuz" ve "kötü" algılanıyor ki, kimsenin buralara kolay kolay gitmeye cesareti yok. Benim bugüne kadar rastgeldiklerim (hiçbirinin içine girmedim ama) son derece kalitesiz göründüğünden, "beni içeride sağ bırakmazlar" diye düşünür, korkarım, giremem... Yurtdışında seks shoplara gitmişliğim var, kimse kimseye bakmıyor, herkes bakkal alışverişi gibi rafları geziyor. Amsterdam'daki seks shopta gezerken bir ben etrafa bakıyordum, bakan var mı diye. Nasıl bir baskıysa bu, yurtdışında bile rahat değiliz, "aman biri görür" diye gözümüzü kaçırarak geziyoruz seks shopta hızlı hareketlerle. "Aman bir an önce bakalım da çıkalım" diye... Sırf seks shop mu? Adamların seks müzeleri var, seks fuarları var, erotik film festivalleri var... Var da var.
Peki bizde de bunlar acaba mümkün olacak mı bir gün? Kafalar değişmedikçe çok zor. Sergiler taşlanırken, başbakan heykel yıktırırken bizim Seks Müzesi'nden bahsetmemiz, Erotik Film Festivali'nden bahsetmemiz sadece hayal. Bu gidişle internetteki seks shoplar mantar gibi çoğalmaya devam eder ancak, çünkü Sen insanları ne kadar bastırırsan bastır, korkut, tabulaştır, seks hep vardı, hep de olacak. Sen ne kadar "ayıp"laştırmaya, yasaklamaya çalışırsan çalış, birileri o vibratörü alacak!

3 Mart 2011 Perşembe

Hiçbir Şey Olmamışçasına

Engellenmeyi sevmem. Onu yok sayar, yoluma devam ederim. Düşünce özgürlüğümü ve bir de hareket özgürlüğümü kimse kısıtlayamaz.
Biz kadınlar ezilmeye, yasaklanmaya, engellenmeye alışığız. Biz kadınlar, yasakları delmeye, engellerin önüne geçmeye, alternatif yollar bulmaya alışığız. Bu da geçer, biliyorum. Biliyorum da, bu in cin top hali, bu sessizlik, insanı üzüyor ister istemez. Sesim yankılanıyor adeta blogda...

10 Şubat 2011 Perşembe

Bana Ne İzlediğini Söyle, Sana Niye Sikemediğini Söyleyeyim

İletişim çağındayız, sürekli iletişiyoruz. Televizyon, radyo, internet... Binlerce haber sitesi, facebook, twitter... Doğru, yanlış, gerçek, yalan birçok haber arasında gezinip duruyoruz. Üstüne bir de anlamsız televizyon programları, diziler... Aptal kutusuna bakıp, kafamızı boşaltıyoruz. Beynimizi gerekli bilgilerle doldurmaktansa, boşaltıyoruz sürekli... Kitap okuyan, kendini geliştiren bir millet değiliz, dizi seyretmek işimize geliyor. Vaktimizi değerlendirmiyoruz, vakit öldürüyoruz.
Peki ne var bu dizilerde? Sözüm ona "aşk" var, sözüm ona "evlilik" var, Türk gelenek ve görenekleri var, örf ve adetleri var. Nedir o gelenek görenekler, bizim ahlak anlayışımız nedir? Diziler sağolsun, hepsini öğreniyoruz, aferin bize!
En iyi örneklerden biri mesela Fatmagül, ben en çok onu beğeniyorum! Önce bir manga adam kadına tecavüz ediyor, sonra kadın tecavüzcülerden biriyle evlendiriliyor (ama yoo, o çocuğun suçu yokmuş, o tecavüz etmemiş, sadece oradaymış, sadece seyretmiş!) ve nihayetinde de bu kadınla bu erkek inceden inceye birbirlerine aşık olmaya başlıyorlar! Ne güzel bir aşk hikayesi, öyle değil mi?!
Kanuni Sultan Süleyman'ın Hürrem'le dudaktan öpüşmesi olay oluyor, dizi daha başlamadan RTÜK'e deliler gibi telefon ve mail yağıyor dizi kaldırılsın diye ama Fatmagül'ün tecavüzcüsüyle evlendirilmesi, ona aşık olması normal. İşte biz buyuz hanımlar, beyler. Burada hepimiz suçluyuz! Ülkemizdeki taciz, tecavüz, ensest olayları o kadar çokken ve biz bunları hasır altı ederken, Fatmagül'ü seyretmeye utanmıyoruz. Dahası, piyasada Fatmagül donu, Fatmagül bebeği satılmasına da "ne yaratıcı şu benim halkım" diye takdir ediyoruz. "Fatmagül bebeği, ister tecavüz et, ister koynuna al yat!" Aferin bize...
Asıl altını çizeğim konu ise şu: dizilerde "bekaret zarı", "gerdek gecesi", "evlenmeden olmaz" ve daha birçok mesajı alttan alta yiyor, kuzu kuzu sindiriyoruz. Cinselliğe bakışımız yönlendiriliyor; yanlış normlar ediniyoruz. Erkeğine "evlenmeden önce olmaz" diyen kadınlar, kadınına "eğlenilecek kadın var, evlenilecek kadın var" diyen erkekler yetiştiriyoruz. Aşkı, cinselliği ayaklar altına alıyoruz! Porno filmlerden edindiğimiz yanlış bilgiler ise başlı başına bir yazı dizisi. Kadınlar 90-60-90, erkekler top model, saatlerce sikiyor. Bunları seyredenler de "demek seksin doğrusu bu" sanıyor, "ben niye 90-60-90 değilim" diye bedeninden soğuyor kadınlar. Erkekler ise porno filmlerdeki gibi sikmeye kodlanıyor, ön sevişme filan yok!
Cinsel eğitim ise sıfır! Elalem uygulamalı cinsel eğitim dersi verirken, bizim ülkemizde bu konuyu konuşmak bile ayıp, yasak...
RTÜK, seks içerikli yayınlara kırmızı nokta koyacağına, bu dizileri kaldırtsın önce! Bize daha fazla Müjde Ar lazım...

30 Ocak 2011 Pazar

Yola Çıkış Nedeni

Bundan yıllar önce girdim sanal dünyaya. Mirc, icq, itiraf.com ve daha pek çok platformda dolaştım, bazen maske takarak, bazen maskesiz, ben olarak. Çok fazla kişiyle tanıştım bir dönem, gereğinden çok... Bir dönem sıkıldım, kapattım bilgisayarı, gerçek hayata karıştım. Yıllar geçti, platformlar değişti, urban5, yonja vb. daha hedefe yönelik sitelere yöneldim, yeni insanlarla tanışmak için. Amiyane tabirle, az ekmek yemedim buralardan... Uzun süreli sevgililer de yaptım, bir gecelik ilişkiler de... Bir kısmını birilerine anlattım, bir kısmını sadece ben bildim... Bunların tamamını, hem de dürüstçe anlatmamın tek yolunun bu olduğuna karar verdim. Bir Melissa P. olmak istemez miydim? İsterdim muhakkak ama o kadar cesur olmadığım aşikar. O nedenle, cesur olabilmek adına, bir blog tutmaya başladım. Maksat eğlenmekse, bundan iyisi Şam'da kayısı!..