7 Şubat 2011 Pazartesi

Vajinanı Penisleyeyim!

Epeydir blog okumaya meraklıyım, yazmaya yeni başlasam da...
Bayağı sağlam yazarlar var, büyük keyifle okuduğum. Kalemleri de sıkı, düşünceleri de. Çok zeki yazılar var, hele seks hakkında yazılar yazan birkaç yazarı büyük takdirle okuyorum ve bu kadar özgür düşünenler olduğunu gördükçe seviniyorum, umutlanıyorum...
Yalnız biraz canımı sıkan bir konu var, küfür. Evet arkadaş, çok fazla küfür var ortamda. Şimdi bu da nereden çıktı diyenlerinizi duyar gibiyim. Hatta bunu fazla naif bulan, beni muhallebi çocuğu zanneden ve dahi "o zaman seks bloglarında işin ne" demeye kadar götürenler oldu işi kesin. Dur, hemen hüküm vermeden önce yazıyı okumaya devam et hele bir...
Bu, göründüğünden daha karmaşık ve önemli bir konu. İlk yazımdan itibaren anaerkil toplum, kadın bedeni, bedenini tanımak, bedenini sevmek, cinsellikte genel kanılar, tabular vb. noktalara değindim, değiniyorum. (Beni, fikirlerimi tanımak isteyenler, bu yazıyı ve bir de bunu  okuyup, bu satırlara daha sonra tekrar dönerlerse daha anlamlı olur). Bedenimiz, dünyanın en önemli ve en güzel hazlarını yaşamamız için gerekli olan araç. Bu evrende bedenimizle varız, dünyayı algılayışımız 5 duyumuz sayesinde ve çok büyük bir çoğunluğumuz bedenini tanımıyor bile. Aynada amını inceleyen kaç kadın var, haydi dürüst olun.
Bedenimizi tanımadan, zevk almamız mümkün mü? Değil karşındakine zevk vermek, daha kendi bedenine yabancısın. Sen kendini tanımazken, onun seni tanıyıp, doğru algılayıp, sana zevk vermesini beklemen ne kadar reel? Bedenlerimiz bizim kutsal mabedimiz ve biz onun her santimetrekaresini tanımak, sevmek, ona sahip çıkmak zorundayız.
Farkında olmadan, erkekler dünyasının oyununa geliyoruz kızlar. Bizi domine etmeye çalışan, baskı kurarak susturmaya çalışan, ataerkil düzeni sağlamaya çalışan erkeklerin ekmeğine yağ sürüyoruz küfrederek farkında bile olmadan.
Bedenlerimizden utanıyor, organlarımızın gerçek isimlerini kullanmıyoruz! Am yerine vajina, sik yerine penis diyoruz! Seks sırasında, o en özel, en güzel anlarda "sik beni" dediğimizde, seksin tam da kendisinden bahsediyoruz aslında, bu bir küfür değil, o an yapılan fiziksel aktivitenin ta kendisi. Adam sikini senin amına sokuyor, "amını istiyorum" diyor, sen de ona "sik beni" diyorsun. Buna itirazım yok, bilakis, doğrusu tam da bu.
Fakat aynı adam bunu yatak dışında kullandığında "amını sikeyim", hatta "ananı sikeyim", " bacını sikeyim" dediğinde, seksin tüm kutsallığını yerle bir ediyor. Biraz önce sana "amını istiyorum, senin o güzel amını istiyorum" diyen adam, seksi, seni ve senin bedenini ayaklar altına alıyor!
Kelimeler önemlidir. Fiziksel olarak, bedenimizle var olduğumuz bu evrende, iletişimimiz de kelimelerimiz vasıtasıyla mümkün, ve tabi beden dilimizle. Bu nedenle, kendimizi karşımızdakine doğru algılatmak, anlaşılmak istiyorsak, bedenimizi, beden dilimizi ve kelimelerimizi doğru kullanmamız şart.
Kadının cinsellik organının adı AM, vajina değil. Erkeğin cinsellik organının adı ise SİK, penis değil. Vajina, penis gibi tıbbi isimler, bedenimizi bizden ayrı bir organizmaymış gibi algılamamıza neden olmaktadır. Nitekim "vajinanı penisleyeyim" diye bir tabir olamaz, "amını sikeyim" olabilir ancak seksin adı. Lütfen bunu küfür malzemesi yapıp, bedenlerimizden soğumayalım!..

6 Şubat 2011 Pazar

Aşk ve Seks

Kimsenin çözemediği denklem; "aşksız seks olur mu?"
Sevişmekle seks farklı şeyler midir? Hangisi neden tercih edilir, hangisi daha çok zevk verir? ...
Öncelikle aşkın tanımını yapmak lazım. Yok vazgeçtim, aşkı tanımlamayalım, herkesin aşk tanımı farklı. Mesela ben, aşkın gözü kör ettiğine inananlardan değilim. Mutsuz aşka inananlardan da değilim. Bir türlü kavuşamayan Leyla ile Mecnun'lar bana göre değil...
Bana göre, aşk varsa mutsuzluk yoktur, mutsuzluk varsa, o yaşanan aşk değildir. Muhakkak ki ayrılıklar acı verir, ama ilişki devam ettiği sürece, aşkın mutsuzluk vermesi benim kitabımda yok. Her konuda yüzde yüz anlaşamıyor olabilirsin, yüzde yüz uyum yakalamak çok zor, arada bir muhakkak fikir ayrılıkları, tartışmalar, kavgalar olacak ama sürekli bir mutsuzluğun içinde yaşamak.... bunun adı aşk değil, bana göre değil. Canını sıkan, mutsuz eden bu duygu her ne olursa olsun, bunun adı aşk değil.
Seks, sevgiliyle yapılınca illa daha çok mu zevk verir peki?
Şimdi efendim, sevdiğinle sevişmek muhakkak ki güzel. Hem karakterinden, hem sohbetinden, ilgisinden, beyninden hoşlandığın biriyle birleşmek şüphesiz ki çok güzel bir duygu. Ama her sevdiğin adamla ten uyumun mükemmel olamayabilir. Bu da kavun değil ki önceden anlayasın. Adamdan hoşlanıyorsun, tanışıyorsun, öpüşüyorsun falan filan, adını ilişki koyuyorsun, çift oluyorsun, gün geliyor yatıyorsun. Eh diyorsun, fena değil, ilk seferin günahı olmaz. Haydi bir daha deniyorsun, sonra bir daha, bir daha, bir daha... Zamanla birbirini tanıyorsun, boynundan öpülünce çok hoşuna gidiyormuş mesela, yada meğer sol başparmağını emince içi titriyormuş... Deneye deneye öğreniyorsun, zamanla birbirinden daha fazla zevk almaya başlıyorsun... Yine de birşeyler hala tam değil. Belki de hiç bir zaman da tam olmayacak ama bunu düşünmek istemiyorsun çünkü adamla yatak dışında çok iyi bir uyum yakaladınız. Birlikte olmaktan acaip keyif alıyorsunuz, aynı filmlerden, aynı yazarlardan hoşlanıyorsunuz. O da Remy Shand dinlemeyi severmiş, onun da en sevdiği şair Orhan Veli'ymiş...
Bir de adam var, daha biraz önce tanıştın. Ne huyunu bilirsin, ne suyunu. Angutun teki midir, nelerden hoşlanır, iki satır kitap okur mu, o da rock müzik dinler mi... Hiç birşey bilmiyorsun hakkında ama herifi acaip canın çekiyor. Feci bir çekim var aranızda, elektrik dedikleri bu mu acaba?.. Bir kadeh birşey içelim, dur yanağında birşey var, aha yanağına dokundu, birazdan öper de bu seni. Bir de güzel öpüyor, çok fena. Ben bunu alırım bu gece, yarın sabah allah kerim.
Kalkıp eve gidiyorsunuz elele. Kapıdan daha girer girmez yumuluyorsunuz birbirinize. Sanki seni yüzyıllardır tanıyor, tam ensemin o en sevdiğim yerinden tutuyor, hem çok tutkulu ama hem de çok aceleci değil, tam istediğim gibi... Bluzumu çıkarıyor ama sütyenime hemen davranmıyor. Hele hele memelerimi sütyenin altından mal gibi mıncıklamıyor, aferin, herif sanki aklımı okuyor! Ne zaman dominant olacağını, ne zaman benim dominant olmama izin vereceğini de biliyor bak sen!  Sabah kadar dans, dans, dans!
Şimdi bu adamla sabah kalktığında herşey mükemmel olacak diye bir garanti var mı? Yok tabi. Hatta mümkünse, dilini tutmayı başarabilirsen, hiç sohbet edip adamı tanımaya çalışma, bırak bu da böyle güzel bir anı olarak kalsın. Çünkü yatakta muazzam bir uyum yakaladınız diye illa ki hayatta da müthiş bir uyum yakalayacaksınız diye birşey yok. Yok dilini tutamıyorsan haydi bir risk al. Acaba? Ya tutarsa?
Peki ya tutmazsa? Çok aptal bir laf edip canını sıkması, seni ucuz hissettirmesi mümkün. Ya, en kötü bir iki gün üzülür, lanet eder, unuturum diyebileceksen deneyebilirsin. "Yok bu riski almak istemiyorum, kırılmaktansa, onurumla kalkar giderim, herifin adını bile sormaya gerek yok, bu da anılarda güzel bir seks olarak kalsın diyorsan", ona da peki...
Öyle yada böyle, adamın kim olduğu, ne olduğu yada olmadığını bir tarafa koyduğunda, bu Mr X bugüne kadarki sevgililerinden çok daha uyumluydu senle yatakta. Seksin en iyisi demek ki ille de çok aşık olduğun adamla olmuyormuş. Benim tecrübelerime göre böyle... Kim bilir, belki bir başkası için orgazm olmak için aşk gerekiyordur, beyni aşık olmadıkça orgazm için gerekli kimyasalı salgılamıyordur... Kim bilir...

Sokakta Hanımefendi Yatakta Orospu mu Arıyor Erkekler Yoksa?..

Biraz önce yine bu konuda bir yazı okudum. Herşey şuradan başladı, efendim erkekler ilk geceden "veren" kadına sonra ucuz davranıyor, ilk geceden "vermemek" mi lazım, kadınlar neden erkekler kadar özgür yaşayamıyor? Erkek yapınca "şanındandır" deniyor da kadın yapınca "orospu" oluyor.
Öncelikle; OROSPUYUM KARDEŞİM KİME NE?! Sinirlendim yine. Bu konu sanırım benim bam telim, çok sinirleniyorum.
Aslında çok karmaşık değil bu konu bak anlatayım. Böyle düşünen bir adamla hiç işim olmaz, niye biliyor musun, çünkü bu adam üçkağıtçıdır. Bu adamın sana değil, öncelikle kendine saygısı yoktur. Bu nasıl bir ikiyüzlülüktür, sen nasıl aynaya bakıyorsun be adam? Birkaç dakikalık bir haz için bu kadar mı ucuzlaşabiliyorsun, sen nasıl bir amsalaksın?
Seks ciddi bir iştir. Ciddi derken, sıkıcılıktan bahsetmiyorum tabi ki! İki bedenin bir olup, birbirine zevk vermesidir, bundan daha önemli, daha ciddi birşey var mı hayatta? İki dakikalık git-gel'e indirgersen, bu kadar ucuzlaştırırsan, sabahında yüzüne bakmayacağın kadınların gece boyunca peşinden koşup yalakalık yaparsan, senin kendine, bedenine saygından söz edebilir miyiz? Sekse gerçekten önem veren bir adamın konuya bu şekilde bakması mümkün olamaz.
Hah işte böyle düşününce konu hiç karmaşık değil, dimi? Şimdi diyeceksin ki senin hiç başına gelmedi mi? Geldi tabi, gelmez mi? Çok bozuldum, çok kırıldım, çok ucuz hissettim, ben bunu haketmedim diye isyan ettim kaç kere...
Hatta bir sefer "ya tamam gel, bende kal, birşey olması şart değil" diyip, sabahında "yaa kızım, kaç yaşına geldin, hala anlamadın mı? Erkekler tabi ki birşey olması şart değil derler seni eve götürebilmek için" diyen bile oldu bana. Ama bak bu herife önceki gece inadımdan "vermedim" ben, oh olsun! "Ne yani, sen benim gözüme baka baka yalan söylediğini mi söylüyorsun şimdi rahat rahat?" dediğimde de, "erkek o an her türlü yalanı söyler, amma kastın" dedi pişkin pişkin. O yüzden, erkekler, lütfen, biz sikimizle düşünmüyoruz demeyin, kanınız oraya gitti mi, beyninizle düşünmüyorsunuz! Bunu da "ne yapayım, kanım sikime hücum etmişti, seni eve atabilmek için öyle diyiverdim" diye legalize etmeye çalışıyorsunuz, çok ayıp, çok sorumsuzca! Karşında bir insan var, lütfen biraz hareketlerinin sorumluluğunu al, tüm sorumluluğu sikine yükleme, biraz da beyninle düşünmeye çalış!
Şimdi dönelim "kadınlar vermeye kasıyor" muhabbetine. Hele ki Türk kızları çok kasıyor mirim! Arkadaş, ertesi sabah kendimi ucuz hissedeceğime, mis gibi mastürbasyonumu yapar, yatarım aşağı!
Konu konuyu açıyor, bak. Kız hemen verince ucuz damgası yiyor ya, hemen vermemeye uğraşıyor. Hemen vermeyince değere biniyor, ne yazık. Oysa o kadın iki hafta önce de değerliydi, ama ilk geceden verince değeri düşer diye iki hafta kastı mesela. Günü geldi çattı, artık yatılacak. Bu sefer de kadın "çok tecrübeli görünmeyeyim de, beni yollu sanmasın" diye kasıyor. Sonra da gel, orgazmdan bahset, zevk almaktan bahset! Yok efendim sokakta hanımefendi, yatakta orospu olsun'muş. Haydi ya, gerçekten mi?

5 Şubat 2011 Cumartesi

Orgazm Olamayan Kadın Yoktur, Orgazm Edemeyen Erkek Vardır

Aha dedim işte! Şimdi bir kısım erkek bu başlığa sinir oldu, başka bir kısım ise "benden bahsetmiyor" diye omuz silkiyor. İndir o omzu, hepinize söylüyorum.
Yapamıyorsunuz beyler, yaptığınızı sanıyorsunuz. Biz kadınlar orgazm taklidi yapma konusunda çok ama çok ustayız. "Beni kandıramazsın, ben oradaydım, kendi gözlerimle gördüm işte, hatun titriyordu zevkten" diyorsunuz biliyorum, yalaaan, hepsi yalan!

Erkeğin egocuğu o kadar önemli ki, hele ki ülkemizde, biz kadınlar küçüklüğümüzden beri geyşalar gibi eğitim alıyoruz, aman erkeğine karşı gelme, aman ona saygı dıuy, ondan önce evde ol, onu kapıda karşıla, öyle yap böyle yap... Aman o erkektir, ona karşı asi olma... Bak hep bu uysallıktan, asi olmamaktan geliyor biliyor musun, bütün mevzu gelip buraya dayanıyor aslında. Adama karşı gelme, alttan al, pohpohla filan falan derken, kalkıp da "yine yapamadın işte, orgazm olmadım" diyemiyor kadın kısmı. Aslanım, kaplanım diyor, çok iyiydin... Beriki daha da havalanıyor, "kaç kere geldin?", kadında cevap hazır "saymadım!". Ba ba ba ba, saymamışmış, o derece diyorsun, yapma yaaa!

Ben kaç kere bilirim adam işini bitirip tuvalete gittikten sonra gizli gizli mastürbasyon yapıp 30 saniyede işimi hallettiğimi. Yok arkadaş, erkek kadını kadının istediği gibi sikemiyor! (tamam haydi istisnalar kaideyi bozmasın, o da senin hatrın için.)
 Biz kadınlar bu konuyu nasıl çözeceğiz bilemiyorum, bu konu çözülebilecek mi hiç? Çok umutsuzum bu konuda... 2011 Türkiye'sinde hala çocuklara, hatta büyüklere cinsel eğitim bile verilmiyor, el yordamıyla, arkadaştan, eşten dosttan, internetten okuduğumuz birşeyler yapıyoruz. Bloglar birazcık umutsuzluğumu gideriyor, bu konuyu tartışan birkaç birileri varmış, yalnız değilim diyorum ama biz de kendi kendimize söyleyip kendi kendimize okuyoruz. Dışarıda kaç milyon adam var, onları nasıl "adam" edeceğiz?
(Bu konuda daha yazacak çok şey var ama şimdilik diyeceklerim budur.)

4 Şubat 2011 Cuma

Aldatmak...

Aldatma konusunu daha sonralara ertelemeyi düşünüyordum aslında, bugün yazacağım konu farklıydı ancak medyadaki Defne Joy'un ölümü ve ardından yazılanlar beni bu konuya itti.
Defne Joy hakkında yazmayacağım, konu çok fazla yazıldı çizildi zaten. Defne sadece bu konunun esin kaynağı oldu.

Siz hiç aldatıldınız mı? Ben aldatıldım. Pek hoş birşey değil... Peki ya siz hiç aldattınız mı? Ben çok aldattım, hem de birçok sevgilimi...
Bunu gururla söylüyorum demeyeceğim ancak bunu utanarak da söylüyorum diyemem. Hele ki pişman hiç değilim. Anlık kızgınlıklarla, öfke nöbeti geçirip yada intikam amacıyla aldatmadım kimseyi. Sadece aldattım, hepsi bu.
Yazımın başında da dedim ya, aldatılmak çok da hoş birşey değil, evet, ama bunu birçoklarımız yaptık, yapıyoruz... Aldatılmak, bilmediğin sürece dert değil mi acaba? Yoksa asıl en fenası bu mu? Aldatılıyorsun, bunu cümle alem biliyor, ya da en azından 2 kişi biliyor (yetmez mi?), bir sen bilmiyorsun... Yok hayır, bu olmadı. Peki aldatıldığını bilmek mi iyi? Eh bu da çok tercih edilen birşey değil muhakkak. Peki o halde, sırf sevgilime karşı vicdan azabı çekmemek için kendi isteklerimden, özgürlüklerimden ödün mü vereyim? "Sırf" dediysem küçümsediğim sanılmasın ancak, haydi şimdi burada biz bizeyiz, her insan biraz bencil değil midir? Hatta bunu biraz daha ileri götürüp şöyle sorayım; sevgilime olan sorumluluklarım kendime olan sorumluluklarımdan daha mı önemli? Neticede aslolan önce "ben"sem, "kendim"sem, aslolan insanın kendine dürüst olmasıysa, burada tek bir doğrudan bahsedebilir miyiz? Aldatmak denen olgu, medeni insanların bulduğu bir icat değil mi yoksa? Monogami, tek eşle bir ömür geçirmek, evlilik vs. bunlar modern insanın dayatması değil mi?

Ahlak kuralları, etik olmak falan filan... Hepsini ben de biliyorum da, bir an için bunları bir kenara bıraktığınızda, siz de birden fazla insanla, kimseye hesap verme zorunluluğu olmadan, "aldatma" yaftası yemeden, sırf öyle istediniz diye içinizden geldiği gibi yaşamak istemiyor musunuz?
Ben aldattım, hem de çok aldattım. Sadece birkaç ilişkimde partnerimi hiç aldatmadım, daha doğrusu yan gözle bir başka erkeğe bile bakmadım. Ama bunu bilinçli bir tercih olarak, "dur bu seferkini aldatmayayım" diye planladığım için değil, içimden gelmediği için yaptım. Kim bilir, belki de aşık olduğum için, ya da belki o anki partnerimle her türlü tatmini yaşadığım için gözüm sağa sola kaymadı. Evet sanıyorum böyle oldu. Birlikte olduğum adam beni ruhen, manen, fiziksel olarak, her türlü paylaşımda doyurduğu için başkalarını görmedim bile.
Aldattığım anlarda peşinden koştuğum duygu hep heyecan, adrenalindi. Evet, benim aldatma nedenim bu. Herkesin nedenleri farklı olabilir, benim anahtar kelimem adrenalin. Sevgilimde bulamadığım adrenalin duygusunu başka yerde tatmin ettim zaman zaman. İlişkiyi zinde tutmak için, sevgilimle farklı heyecanlar mı denemeliydim? Belki... Ama ben ikinci yolu seçtim. Gurur duyuyor muyum? Aferin bana diyemem... Pişman mıyım? Asla!

3 Şubat 2011 Perşembe

Burçlar ve Seks

Biraz da eğlenceli konulara geçelim canım, çok ciddi gidiyoruz...
Efendim, başta da yazdığım gibi, sanal alemin çok eskilerindenim. Mirc, icq zamanlarindan...
O gün bugündür, ama asıl o zamanlarda, internetin etinden sütünden epey yararlandım.
Bugün, şimdiye kadar birlikte olduğum adamları burçlarına göre değerlendireceğiz. Bunların bir de, dil, din, ırk, sünnetli- sünnetsiz, yaş aralığı gibi kategorizasyonları var ama şimdi burçlar:

Bu kategorizasyon benim tecrübelerime dayanılarak yazılmıştır. Lütfen "yok efendim koç öyle değildir, aslan yatakta muazzamdır" gibi yorumlar yapma, seni tenzih ederim (tabi senle yatmadıysam!)

Koç: Fantazide güçlü, pratikte zayıf. İstekli ancak takımları küçük. Yine de, her durumun bir istisnası vardır, Koç'un istisnalarından biri de bana denk gelmiş demek ki, o yıllarda henüz orgazm olmayan ben, bu adam sayesinde dizime kadar boşalmıştım! Bu adam diğer koçlardan farklıydı zaten, illa parmağımı anüsüne sokmamı filan istiyordu, egzantrik bir koçtu. Diğer koçlardan biri ortalama, diğeri direkt sınıfta kalır. Zaten aleti kaldıramadığından diskalifiye olmuştu.


Boğa: Yatakta çalışkan fakat kendinden emin değil. "Nasıldım" tiplerinden. Kendinden o kadar emin değil ki, iyi birşey yaptığında kadının çıkardığı sesten ürküp, yaptığı işi bırakıyor! Bu adam yüzünden oral seksi inlemeden bitirmeyi öğrendim, büyük işkence! Bir de boğaya seks öncesi fazla içki vermeyeceksin, çabuk su kaynatıyor.

İkizler: Ön sevişmeyi bilmez fakat saatlerce sikebilir. Yalnız, ikizler olduğu için midir ne, benimki kendi cinsinden de çok emin değildi, gay'le biseksuel arası bir yerlerde salınıyordu ama kendi de farkında değildi.

Yengeç: Sabaha kadar öper, bunlardan başka birşey bekleme. Yengeç yönlendirilmek ister, ona bırakırsan öpmekten koklamaya bile geçemez. Ama yönlendirince peşinden gelir, hemen öğrenir.

Aslan: Tavşan gibi. Tabi hızlı seksten hoşlananlara. Çok benim tarzım değil. Hızlıdan kastım sert seks değil, Duracell tavşanı gibi :)  Pozisyon çeşitliliği zayıf, "5'ten şaşma, 6'yı aşma" tiplerinden...

Başak: Görevinin bilincinde ama çok çalışması, sık sık pratik yapması lazım. Teknik puan 8/10, artistik puan 6/10.

Terazi: En iyi seksimi bir Terazi erkeğiyle yaptığımdan, bu konuda çok objektif olamayabilirim :) Hem teknik, hem artististik puanını 9/10 veriyorum.
Birlikte olduğum diğer terazi de fena değildi ama epey anguttu. Seks bittiği an pencereye koşup arabasının hala orada olup olmadığına bakabilirdi mesela, yada seks sırasında tv'ye gözü takılıp "aa dur seinfeld" diyip, onu seyretmeye geçebilirdi. Yine de performansı iddialı sayılırdı.





Akrep: Bir kere, bu Akrep burcu insani iyi öpüşüyor. Hem sevecen hem de ateşli oluyorlar. Kadına, onu istediklerini hissettiriyorlar. Yalnız, yatakta dominant olmayı seviyorlar ki bu kimilerine göre avantajken, kimileri için dezavantaj olabilir. Şahsen ben çok fazla pasifize edilmeyi sevmediğimden, fazla dominans pek bana gelmiyor ancak erkeğin yönlendirmesinden memnun olan kadınlar için Akrep ideal çünkü dominant olmakla ilgili bir derdiniz yoksa, merak etmeyin, Akrep sizi gayet iyi yönlendirir, üstelik ne yaptığını da gayet iyi bilir. Pozisyon çokluğu ve teknik performansı çok iyi, bayanlar emin ellerdesiniz.

Yay: Benim tecrübeme göre, son derece vasat. Bir kere, kendini çok birşey sanıyor, hem de hiç birşey de değil! Ekipmanı gayet yerinde ama kullanamıyor, hemen boşalıveriyor ve herkesi de kendi gibi sandığından, küçük dağları ben yarattım edasında. Bir keresinde daha sütyenimi çıkarırken adamın spermlerinin havada uçuşunu görmüştüm, o derece!

Oğlak: Performansı ortalamanın üstünde ama bencildir Oğlak. Kendi orgazm olduysa tamam, arkasını dönüp uyuyabilir, sen ne yaptın diye sormaz, merak etmez, düşünmez. Yalnız, sabahları çok centilmendir, taze meyve tabağı, kahve ve hatta çiçek dolu bir tepsiye gelir sizi uyandırmaya.

Kova: Bunların da bazısı tavşan gibidir (bakınız Aslan). Yönlendirilmeyi sever, bunu güzel de yapar, fakat asıl uzmanlığı oral sekstir. Kova'nın oral seksini tek geçerim, şiddetle de tavsiye ederim!

Balık: Hoş bir detaycılığı vardır Balığın. Bedenine çok hakimdir bir kere. Üstelik 5 duyusunu da kullanmayı sever; güzel dokunur, loş bir ışıkta sevişmeyi sever, koklamaya bayılır. Başka türlü bir hassasiyeti vardır Balığın, bende de başka bir yeri vardır hepsinden...

Geçenlerde bir de Yılan burcu icat ettiler, onu da denediğimde yazarım artık...

Haydi bakalım, anlatması benden, denemesi sizden. İyi eğlenceler!

2 Şubat 2011 Çarşamba

Zevk Almayı Biliyor muyuz?

Önceki postumda yazmıştım, kendimi bildim bileli sekse meraklıyımdır, hem düşünme bazında, hem bizzat tatbik etme konusunda. Okurum, araştırırım, bedenimi incelerim, aynada uzun uzun... Merak ediyorum, bu yazıyı okuyan sen, hiç bacaklarını açıp oturdun mu ayna karşısına? Baktıysan, mutlu azınlıktansın, gel beri, seninle konuşacaklarımız var. Bakmadıysan, işte senle daha da çok konuşacaklarımız var.
Herkes kendini "ben yatakta çok iyiyim" sanır, yada herkes değilse de, çoğunluk... Peki daha bedenimizi bile tanımadan, onu yatakta nasıl iyi kullanabiliriz ki? Kitaptan okumakla olmaz ki, her bedenin, her ruhun zevk alma noktaları ayrı, bunun herkese uygulanabilecek tek bir kuralı yok ki... Kendini tanımayan, kendini, bedenini tanımayan, okşamayan, sevmeyen sen, nasıl zevk alabilirsin ki?
İnsan bildiği kadar vardır. Bugüne kadar zevk sandığın şey belki de gerçek hazzın yalnızca onda biri, kim bilir...


Kendi adıma konuşursam ben ilk orgazmımı 26 yaşında yaşadım. 6 yaşından beri mastürbasyon yapan ben, gerçek hazzın, o güne kadar yaşadığım zevklerin meğerse orgazm olmadığını, "gelmek" ile "orgazm olma"nın birbirinden farklı olduğunu o zaman farkettim.
Sen de şimdi bir ayna karşısına geç, kendini uzun uzadıya incele. O çok kıymetli bir hazine...