28 Şubat 2011 Pazartesi

Striptizli Haber Programı ve RTÜK

Bu tür haberleri, rastladıkça sizlerle de paylaşacağımı söylemiştim önceki bir yazımda.
Japonya'nın Paradise TV adlı televizyon kanalında, haberlere "renk katmak" amacıyla, sunucu kadın bir yandan haberleri okurken, diğer yandan da striptiz yapıyor.
Dur, dinle, haberin ilginç tarafını henüz söylemedim!
Engellilere hizmet amacıyla, bu haberler aynı zamanda sağır dilsizler için de striptizle birlikte sunuluyor!
İlginç kısmına hala gelmedim!
Bu haber programı, devlet destekli! Bak işte bu ilginç...


Haberi yanlış duyurmuş olmayayım, devlet desteği başlarda vardı ancak artık yok. Ancak bunun nedeni, bizde olduğu gibi, birilerinin RTÜK'ü arayıp sayıp sövmesi değil katiyen! Nedeni, hükümetin, engellilere verdiği destek kapsamından pornografiyi kaldırmış olması. Daha da güzeli, kanalın kendine başka sponsorlar bulmuş olması. Kanal yetkilisinin açıklaması şöyle; "programa elbette ki devam edeceğiz. Biz bu programı devlet desteği nedeniyle yapmıyorduk, biz yalnızca izleyicinin zevk alacağı birşey yapmak istedik."
Kanala, izleyiciden büyük destek geldiğini belirten yazıya göre, "engellilerin de pornografiden yararlanabileceği" vurgulanıyor.
Biz üniversite profesörlerinin kadınları taciz konusunda kabahatli bulmasını tartışaduralım, Japon engelliye pornoyu, hem de devlet destekli yapıyor.
Boşuna demiyorlar herhalde, "Japon icadı" diye, ne dersiniz?

söz konusu tv kanalının web sitesi
Meraklısına haberle ilgili diğer linkler:
http://edition.cnn.com/2007/WORLD/asiapcf/08/17/japan.nakedtv.reut/index.html
http://www.tokyoreporter.com/2008/07/02/sleazy-stupidity-at-paradise-tv/
http://www.nigihana.com/forum/japans-paradise-tv-continues-nude-sign-language-news-5777.html
http://www.asianoffbeat.com/default.asp?display=1288

25 Şubat 2011 Cuma

Seks Blogu mu Seksi Blog mu?

Beni bir süredir takip edenler bilir, anlattığım konuyla ilgili yeri geldikçe kendimden de örnek vermekle birlikte kendi seks hayatımı anlatmıyorum. Belki iyi yapıyorum, belki kötü... Kime göre, neye göre... İçimden geldiği gibi,  "gelişine vuruyorum". Ta ilk yazılarımdan itibaren dediğim üzere, benim SEKS hakkında konuşulması gibi bir maksadım, tabiri caizse, bu konuda bir derdim var. Mümkün olduğunca seksin üstüne gitmek, seksin altını çizmek, seksi tartışmak, seksle ilgili fikir çatışması yaşamak, diğer fikirleri duymak, kavga etmek... Bu saydıklarımın hepsi ve dahası, üç maymunu oynamaktan iyidir. Birilerini yazılarımla seks hakkında günde 1 dakika olsun düşündürebiliyorsam, birilerini yazılarımla irite edebiliyorsam, birazcık olsun başarı sağladım demektir.
Ne diyordum, kendimden örnek verirken, kendi seks hayatımı anlatmıyorum... Bu, hassas bir konu, hassas bir denge. Kimileri "çok ciddi konular yazıyorsun" diye eleştiriyor beni, kimileri ise "ilginç bilgiler veriyorsun" diyerek beğenilerini ifade ediyorlar. "Beğenen okusun, beğenmeyen okumasın" demek hem samimiyetsiz olur, hem de reel değil. Burada hepimiz tabi ki okunmak istiyoruz, yoksa oturur evde günlüklerimize yazardık. Ancak sırf beğenilme kaygısıyla yazmak da, beni "ben" olarak ifade etmekten uzaklaştırır.
Tüm bunların yanında, bir de şu denge var; kendi seks tecrübelerimi de harmanlayarak yazdığım bazı konularda gelen yorumlar, konudan uzaklaşıp benim yatağıma yöneliyor (şunu mu seversin, bundan mı hoşlanırsın gibi), çok didaktik olununca da iş fazla bilimselleşip "öğreten adam"a dönüşüyor. Yazılarımın öğreten adam sıkıcılığında olmasını istemediğim gibi, "bacağımı şöyle açtım" ucuzluğuna kaçmasını da istemiyorum sevgili okur.
Bu yazıya başlarken tamamen başka bir yazı vardı kafamda. Kendimle ilgili bir seks deneyimini anlatacakken laf lafı açtı ve buralara geldik. O yazıyı yazıp yazmamak konusundaki tereddütüm, yukarıdaki nedenlerden ötürü, hala kafamı kurcalıyor. O nedenle şimdi sana soruyorum; sence ne yapayım?

24 Şubat 2011 Perşembe

Tacizden Korunmak İçin SOYUN!

Geçende yine şu Prof. Çeker'in tacizle ilgili talihsiz beyanatını tartışıyoruz aramızda. Sevdiğimiz bir ağabeyimiz dedi ki "erkek beyni nasıl işler bak ben size anlatayım. Mesela yazın, plaja gittik, ilk yarım saat bütün bikinilileri tarar gözlerimiz. Ama sonra görüntüye uyum sağlar, alışırız. Bir süre sonra üstsüzleri bile "müstehcen" algılamayız. Buraya kadar tamam mı? Hah, şimdi oradan giyinik bir kadın geçsin, bir de rüzgardan eteği açılsın, bikiniliye bakmayan biz erkekler, açılacak etekten görünecek azıcık bacağı hayal ederiz!".

Bu, daha önceden düşünmediğim, aslında burnumun ucunda olan, çok basit bir açıklamaydı. Bundan ne çok sektör türediğini, ne çok ekmek yendiğini düşünsenize!
Erkek beyni, kadın sahneye çırılçıplak gelse beğenmez ama striptiz yaparsa bayılır. Yatağa çıplak gelirse beğenmez ama hafif içi görünen bir gecelik giyerse delirir.
Demek ki neymiş, tacizden korunmak istiyorsak anadan üryan gezeceğiz!
Beyler, sözüm size; Bedenim müstehcen değil, beyinleriniz müstehcen!

23 Şubat 2011 Çarşamba

Porno Bedeni Demokratikleştiriyor

Ülkemde Seks Fuarları yapılmadığı gibi aşağıdaki haberin benzerleri de gerçekleşmiyor. Blogumda mümkün olduğunca bu tür haberlere yer vermeye çalışacağım sevgili okurum. Yine "ben sen o" okuyacak ama bir, sıfırdan büyüktür!
Beni izlemeye devam edin...

22 Şubat 2011 Salı

Sevişmek Kadar Yakın, Uyumak Kadar Uzak

Geçende bir kız arkadaşımla sohbet ediyorum, yeni bir sevgili edindi kendine.  İlk gece sevişerek başladılar ilişkilerine (ilk geceden "vermek" de oluyormuş demek ki, duyduk duymadık demeyin) bu ara bol bol seks yapıyorlar. İlişkileri her anlamda son derece tatmin edici ancak... Adam saat kaç olursa olsun, seksten sonra kalkıp evine dönüyor. Bizim kız başta biraz bozulmaya yüz tutmuştu ki, kendini kasmaktansa açık açık sormayı tercih etti. İyi de yaptı, kendini yiyip bitireceğine, bir an önce öğrendi neymiş ne değilmiş. Adamdan şöyle bir açıklama geldi "birlikte uyumak, bir sonraki aşama. Biz henüz o aşamaya gelmedik, hepsi yavaş yavaş, zamanla olur".
Bugüne kadar birçok adamla uyudum. Sevgilim olanla da, one night stand olanla da... Sevgiliyle uyumak bana göre çok huzurlu, çok güzel, hele ki horlamıyorsa! Ama insan bazen sadece sikişip evine gitmek de istiyor doğrusu... Bunu bir gurur meselesi yapmamak lazım galiba. Biz kadınlar birlikte uyumak konusunda sanırım erkeklerden daha hassasız. Seks sonrası adamın kıçını dönüp yatması, yada kalkıp evine gitmesi bizi bozuyor. Erkekler bunu bizim kadar mesele etmiyor galiba. Birlikte uyumaktan hoşlanan erkekler de vardır muhakkak ama bunu kadınlar gibi bir "kriter" haline dönüştürmüyorlar bugüne kadar edindiğim tecrübeye ve anlatılanlara göre.
Sevgiliyle uyumak (yada bazen sevgilinle olan samimiyetine güvenerek, bu akşam yan odada uyumak istiyorum demek) tamam. Peki ya one night stand sonrası birlikte uyumak? Biraz önce o en özelini açtığın adamla, biraz sonra iki yabancı olmak... Ne ironik değil mi? İnsanoğlu çok karmaşık bir hayvan, anlamak zor...
Olay sekse ille de duygu katmak zorunda hissetmekten kaynaklanıyor galiba. Halbuki seksin içinde duygu olması şart değil. Olsa muhakkak ki güzel olur, ona bir itirazım yok ama şart da değil işte. Kendimizi kalıplara sokuyor, "ayıp olmasın" filan diye kalkıp gidemiyoruz, ya da "haydi sen artık git"... Bazıları da (çoğunlukla kadınlar) erkeğin kalkıp gitmesini "herif sikti, işi bitince gitti" olarak algılıyor. Oysa erkek, durumu duygusallaştırmadığı için, yada verdiğim örnekte olduğu gibi birlikte uyumanın henüz erken olduğunu düşündüğü için, kadının kırılacağını düşünmüyor, olay yerinden ivedilikle uzaklaşmak istiyor. Bunun galiba, biraz da "aman birlikte uyumalara falan kalkışıp kadına yanlış sinyaller vermeyeyim"le de ilgisi var. Erkekler sapla samanı karıştırmak istemiyor!
Seks herkesle yapılacak kadar "genel", uyumak herkesle yapılamayacak kadar "özel"...

21 Şubat 2011 Pazartesi

Bekarlığa Veda Partisi'nde Striptiz

Bundan birkaç yıl önce gittiğim bir bekarlığa veda partisini anlatacağım bugün. Efendim, hanım kızımız bekarlığa veda gecesinin çok özel olmasını istemiş, bir yerlerden de duymuş meğer İstanbul'da yeni trend "striptizli bekarlığa veda" imiş, internetten aramış bulmuş, o gece için birini ayarlamış (meraklısı için söyleyeyim, fiyatlar 100-200 dolar arası değişiyor). Biz yaklaşık 25-30 kız toplaştık bir bara, o gece mekan bize kapatılmış, dışarıdan kimse yok. Önce biraz sohbet, biraz içki... Bir yandan hepimizin gözü kapıda tabi, merakla bekliyoruz. Aramızda birkaç tane de mutaassıp tip var, striptizci gelmeden gittiler.
Neyse lafı uzatmayayım, konu mankeni bir süre sonra mekana teşrif etti, soyunma odasına geçti. Biz de ayaklandık, pistte bir daire halinde duruyoruz.

Striptizci genç klasik fetiş kıyafeti "polis" olarak göründü bir anda. Burada bir parantez açmam lazım hanımlar beyler, striptizciye tekrar döneceğim ama burada asıl görülmesi gereken seyircinin haliydi! Hiç bu tür bir ortamda bulunanınız var mı bilmiyorum ama kadınların çoğunlukta olup, erkeğin tek ve çıplak olduğu bir ortamda kadın milleti çıldırıyor! Zıvanadan çıkıyor! Kendinden geçmiş bir halde avaz avaz bağırıyor, adamı soyanlar mı dersin, polis şapkasını kafasına takanlar mı, copu çocuğun elinden kapıp, kıçına copla vuranlar mı... Ortamda sevgilisi, kocası ya da herhangi bir veya birkaç erkek olsa yapamayacağı şeyler yapıyor kadın milleti, "özgür" olduğunu hissettiği ortamda! Ben striptizciyi bıraktım, kadınları izlemeye başladım sayın okur. Doğrusunu isterseniz uzaktan seyretmemin bir nedeni şaşkınlıkla kadınları seyretmekse, bir diğer nedeni de utançtı. Kadınların bu fazla vahşi hali beni olaydan soğuttu ne yalan söyleyeyim. Utanç dediysem, striptizcinin soyunuyor olmasından değil, kadınların o pirana-vari hali o kadar acaipti ki, bunu anlamanız için o ortamı koklamanız lazım belki de.
Striptizcimiz de zaten soyundu dediysek, donuyla kaldı canım, burası Türkiye! Fakat şimdi doğruya doğru, güzel herifti, zaten mankenmiş. Esmer, ağzı burnu düzgün, kaslı ama öyle ayı gibi değil, uzunca boylu bir tip. Kadınların bu tür davranışına da belli ki çok alışmış, tavırları gayet rahat, kıçını kıvırta kıvırta soyunuyor. Kıyafetlerini bizim üzerimize attığını söylememe gerek yok tabi. Önce askılarını sıyırdı, t-shirt'ünü attı üzerimize. Sonra pantalonunun fermuarını yavaşça indirdi, arada bazı kızlar adama sarılmaya, sürtünmeye başladılar. Adamı atıyorlar, tutuyorlar, ortam kopuk.  Cop sürekli adamı tokatlıyor, çığlıklar artıyor.
İçkinin de etkisiyle seyirci iyice coştu. Bu arada benim biraz uzakta kaldığımı hisseden striptizci bana doğru yöneldi, illa herkesle sürtüşecek! E iyi dedim, ne yapalım artık, belli ki kaçış yok, bıraktım ben de artık ne yapacaksa yapsın. Belimden sarıldı, bir iki sallandık, danseder gibi, sonra zaten diğerlerine yöneldi tekrar. Nihayet striptiz bittiğinde seyirci orgazm öncesi adrenalin patlamasını yaşıyordu adeta. Ön sevişme epey uzun tutulmuş ancak birleşme gerçekleşmemişti! Bunca adrenalin nereye yönlendirilecekti peki şimdi?!
İşte bu noktada mekanda, barın sahibi, barmen vb. birkaç çalışan ERKEK daha olduğu farkedildi. O ana kadar kimsenin görmediği adamlar, bir anda değere bindi! Adamlar da adrenalinin kokusunu almış olacak, bize doğru hamle yaptılar. İşte gecenin asıl görülmesi gereken sahnesi buydu sayın seyirciler! Adamların yanımıza gelmesiyle gömleklerinin yırtılması bir oldu. Hani pirana sürüleri vardır, kurbanına sürü halinde saldırır, saniyesinde posasını çıkartıp, bırakır gider, işte aynen öyle bir görüntü vardı. Adamlardan biri yaklaşıyor, anında birkaç kız saldırıp adamın gömleğini çıkarıp atıyor, adam tam erekte olmuş "ben neymişim be" sanırken sürü arkasını dönüp diğer kurbanına yaklaşıyor. Böyle böyle, ortamda kaç tane adam varsa soyulup gömlekleri kafalarına geçirildi. Adamlar kelimenin tam anlamıyla maymun, "bu azgın karılar kesin bu gece verir" diye ağzı kulaklarında dansediyorlarken bizim bekarlığa veda partisi sona erdi.
Adamlar, "ana, ne oluyor, daha yeni başlamıştık, aman" filan diyene kadar pirana sürüsü taksilere binmiş uzaklaşıyordu. Misyon tamamlanmıştı, adamlar soyulup eli sikinde bırakılmıştı, ötesinde bir beklentisi yoktu kimsenin!
Kıssadan hisse: kadın milletinin ne yapacağı belli olmaz beyler, kendinize mukayyet olun, boşu boşuna maymun etmeyin kendinizi!

20 Şubat 2011 Pazar

Tüm Kadınlar Potansiyel Birer Lezbiyen! mi acaba...

Küçüklüğümden beri kadın bedeni bana çok estetik gelmiştir. Kimi zaman "acaba biseksüel miyim" diye düşünmüşlüğüm de yok değil... Peki biseksüellik nedir? Peki ya lezbiyenlik? Ne olduğumu, hangi kategoriye girdiğimi bilmek için öncelikle bu kelimelerin altını doldurmak gerekmez mi?

En yalın haliyle lezbiyen, "kadınlardan hoşlanan kadın", biseksüellik ise "hem kadın hem erkeklerden hoşlanan kişi". Buraya kadar bir sorun yok. O halde devreye başka bir soru giriyor. Kadın bedenini estetik, çekici, kimi zaman seksi bulmak, beni lezbiyen ya da belki biseksüel yapar mı? Pek çok heteroseksüel kadın da kadın bedenini hoş bulmaz mı? "Tuhaflık" bende mi?

Dr Ben Greenstein adlı zat, "Erkekler, mutasyona uğramış dişilerdir" buyurmuş. Şöyle ki, cinsiyet, X ve Y kromozomlarından oluşur. İki X biraraya geldiğinde dişi, bir X bir Y biraraya geldiğinde ise erkek meydana gelir. Greenstein'ın açıklamasına göre, "anne karnındaki tüm bebekler ilk dönemlerinde dişidir. Sonradan Y eklenmez ise, bebek dişi olarak kalır, Y eklenirse bebek erkek olur." Ayrıca bir ekleme yapmakta fayda var: "mutasyon derken bir olumsuzlama söz konusu değildir. Burada söylenmek istenen, alt yapılarımızın dişi olduğudur. Bunun böyle devam etmesi halinde kadın, dönüşmesi halinde erkek meydana gelmektedir."


Gay'lik, lezbiyenlik konusuna dönüp, bu hipotezle harmanlayacak olursak, erkeklerin gay'liği ile kadınların lezbiyenliği arasında çok temel bir fark ortaya çıkıyor. Bu hipoteze göre X'ten mutasyona uğrayarak XY olan erkek, eğer mutasyon sırasında, herhangi bir nedenle geçişini-mutasyonunu tamamlayamaz ise gay oluyor.
Kadınlarda böyle bir geçiş söz konusu olmadığından, Dr Greenstein'ın bakış açısından bakarsak "gay'lik psikolojik değil, kromozomlarla ilgili, genetikle ilgili, doğuştan edinilen bir durum iken, kadınlardaki lezbiyenlik psikolojik bir olgudur".

Bugüne kadar, bir kadınla tek ilişkim 6-7 yaşlarındayken evcilik oyunu sırasında "karı-koca" gibi davranıp birbirimizi okşamaktan ibaret. Dolayısıyla bu konuda tecrübem var diyemem. Zaman zaman merak etsem de, beni ne kadar tatmin edeceği konusunda soru işaretlerim var. Yine de "kati suretle mümkün değil" diyecek de değilim. Sekste herşey gibi, bunu da bir gün deneyebilirim ve belki de "işte budur" derim, kim bilir... Ama tüm bunlar, hala daha benim biseksüel olduğumun işareti mi, emin değilim. Konuya Greenstein'ın penceresinden bakıldığında, biseksüel olup olmamam sadece bir "ruh hali"...
Dr Greenstein'ın kitabına ulaşmak isteyenler için