27 Aralık 2012 Perşembe

Vajina Demekten Utanıyorum!



Bu cümledeki 7 yanlışı bulunuz: "Bir evli, bir bayan, çocuğu olan milletvekili kendisi ile ilgili bir organını nasıl böyle açıkça konuşabilir"

Evli olup olmamasının konuyla bağlantısı nedir: (diye sormayacağım çünkü aslında evli kelimesinin altını niye çizdiklerini biliyorum). Bu bakış açısına göre evliler ahlaklıdır, bekarlar ahlaksız, bir kere bunu bir kenara koyalım.
Bir bayan oluşunun konuyla bağlantısı: (kadın demek kaba olur çünkü! illa bayan diyecek) kadın (Arınç'ın tabiriyle bayan) bu tür konuları konuşamaz, konuşamamalı, ayıp! erkek konuşsa haydi bir derece!..
Çocuğu olmasının konuyla bağlantısı: annelik kutsaldır. Kutsal bakire (İslam'ın bakire Meryem konseptine çok da uzak olmadığını siz de farkettiniz mi?) sevişmez, seks yapmaz, kendi vajinası hakkında konuşmaz, bir vajinası olduğunu bile bilmez. Çünkü o bir annedir (?!)
Milletvekili oluşunun konuyla bağlantısı: sade vatandaş ve/veya onu temsil eden vekilin her konuda (kürtaj dahil, kadın hakları dahil ve daha pek çok konu dahil) konuşmasında nasıl bir anormali vardır? Bilakis, milletin vekilinin, kendi vatandaşını temsil etmesi değil midir normal olan? "Bir milletvekili niye vajina hakkında konuşur" da ne demek? Sen aylarca kürtajı tartışırken (ki bu tartışmalar sırasında çocuğun başka bir delikten çıktığını sanıyorlardı herhalde) normal, başka milletvekilinin vajina demesi mi anormal?
En güzel maddeye geliyorum: "kendisi ile ilgili bir organını nasıl açıkça konuşabilir?" Sorunun absürdlüğünün hepimiz farkındayız değil mi? "Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?" desem tesiri yok, sussam gönül razı değil! Bırak ki, insanoğlu zaten bedeniyle ilgili yeterince konuşmuyor, bedenini tanımıyor, bir çok kadın merak edip aynada amına bile bakmıyor, konuşanı da ayıplıyor! Aylardır kürtaj tartışmaları sırasında konuşulması ironisi bir yana, Arınç'ın yüzünün neden kızardığının altında verilmek istenen mesajı da görmek lazım.
Kadın kendiyle ne kadar barışık olursa, o kadar güçlü olur. Ne kadar güçlü olursa, dünya düzeni için o kadar tehlikeli olur. Tehlikenin farkında mısınız?

Sn Arınç, vajina demekten ben de utanıyorum! Her organın kendi adı var. Bunun da adı am; vajina değil!


16 Kasım 2012 Cuma

Travmalarımız ve Biz


Kadın-erkek ilişkilerinde, yetiştirilmenin önemi büyük. "Erkekler şöyledir, onlara böyle davranmak gerekir" ezber kalıplarıyla büyütülen kız çocukları, "hemen yatmayayım da hafif kadın gibi görünmeyeyim", "bu gece vermeyeyim de görsün bakalım bana kötü davranmak nasıl oluyormuş", "erkek değil mi, en iyisi bile aynı" davranış biçimlerinin dışına çıkamaz. Benzer öğretilere elbette ki erkek çocuklar da maruz kalır, sözüm yalnızca kadınlara değil. Çocukken anne-babasının ilişkisinde gördüğü her türlü olumsuzluk büyüyünce kişide farklı arazlar çıkartır çünkü çocuk gözüyle iliklerine kadar yerleşen bu travmalar, o daha farketmeden iyi-kötü algısını oluşturmuştur çoktan... Aldatılan bir annenin çocuğunun yetişkin olduğunda eşine kolayca güvenememesi, özellikle kadınların kavga sonrasında sevişmek istememesi bu ve benzeri nedenlerden kaynaklanır. Cinsel hayatını, dahası genel olarak hayatını, düşünce yapısını, algısını değiştirmek için kişilerin öncelikle bir sorunu olduğunu farketmesi ve kabul etmesi gerekir. Bu, okunduğu kadar kolay bir olgu değil. Öncelikle, şunu farketmek lazım: kimse durup dururken "ben yanlış düşünüyorum, düşünce kalıplarımı kırmam lazım" demez. Herkes, kendi bildiğinin doğruluğuna inanır. Kendinin dışına çıkıp düşünmek, pek olası değildir ve bu tür durumlarda dışarıdan destek gerekebilir. Kavga sırasında eşlerden gelen bu gibi "tavsiyeler" objektif algılanmayacağından, bunlar ancak arkadaşlardan veya psikolojik danışmanlardan gelebilir. Ülkemizde maalesef psikologa gitmek gurur meselesiyle eşdeğer olduğundan, "durup dururken" psikologa gidilmediğinden, geriye sadece arkadaşla, eş dostla yapılan sohbetler kalıyor ki, bunların faydası tartışılır. Neticede karşımızdaki de çocukluğundan kendi travmalarıyla bugüne gelmiş biri değil mi? Tam bir "körler sağırlar sofrası".

 
 
Bu yazıya başlarken kafamda çok farklı bir konu vardı, şöyle ki; "etrafında pek çok kadın olan erkekleri kıskanmaya gerek var mı?.." Ancak yazarken farkettim ki o yazıyı yazmadan önce tartışılması gereken başka konular var. Anlayacağınız, bu yazı, diğerlerine altlık yapmak amacıyla yazılmıştır. 

14 Ekim 2012 Pazar

Orgazm Bar

Boşuna demiyoruz şu Japonlar bir acaip diye... Striptizli Haber Programı'ndan sonra şimdi de Kadınlara Özel Mastürbasyon Bar açmışlar Tokyo'ya. Japonya'da bir ilk; hatta yanılmıyorsam dünyada da benzeri yok. Duvarlarda vibratörler asılı, seç beğen al. Kadınlar bara tek veya gruplar halinde gelebiliyor ancak erkekler, yanlarında kadın olmaksızın giremiyorlar buraya. Kapıda güvenliği de polis sağlıyor. Yani Japonya cinsel devrim konusunda bize yine tur bindirdi! Devlet destekli seks konusunda 2-0 olduk! Biz daha mastürbasyonu kendi aramızda konuşamazken, "ne mastürbasyonu?! yok ben yapmıyorum" derken, adamlar kadın rahatlasın diye bar açmış, her renk ve çeşit vibratörü duvarlara dizmiş, içkileri yudumlarken bir yandan da yeni çıkan modelleri inceleyip deniyorsun.



Japonlar'ın seksle olan bu ilişkisini sosyolojik açıdan ayrıca incelemek gerek. Bu şaşırtıcı rahatlık, kadının genlerindeki yüzlerce yıllık geyşa bilgisinden mi geliyor? Erkeğe hizmet etme düşüncesiyle barışık olma halinden gelen bir rahatlık mı acaba? Erkeklerin hoşuna giden tam da bu mu yoksa? Bu kadar geleneksel bir toplumun bu kadar rahat bir seks algısının olması tuhaf bir ikilem. Tuhaf ama sağlıklı. Seks kelimesini duyduğumuz an devekuşu gibi kafasını gömen bizlerden çok daha sağlıklı... Seksi konuşuyorlar, düşünüyorlar, bara gidip inceliyorlar, deniyorlar, tartıyorlar... Kadınların zevk almasına çalışıyorlar. Çünkü ancak tatmin olmuş bir kadın mutlu ve sağlıklıdır. Ve erkeğine de zevk verir, onu tatmin etmeye çalışır. Sağlıklı bir toplumda seks "yok" olamaz, seks vardır, bağıra bağıra vardır hem de! Konuşarak, tartışarak, dokunarak vardır hem de. Öyleyse haydi herkes Orgazm'a!

 

1 Ekim 2012 Pazartesi

Oral Seks mi Belsoğukluğu mu?

Yeni araştırmalara bakılırsa artık oral seks sırasında da prezervatif kullanmak gerekiyor. Peki ya kaçımız korunuyoruz? Oral seks sırasında değil, birleşme sırasında kaçımız korunuyoruz?..
Kendi imkanlarımla yaptığım mini ankete göre % 58'imiz "Allah'a emanet" % 5'imiz prezervatif kullanıyor, % 10 ilaç kullanıyor, kalanı da "geri çekilme" tabir ettiğimiz, yöntem sayılamayacak yolu seçiyor.
Biz daha prezervatifi birleşirken kullanmaya bile alışamamışken, oral seks sırasında kullanmamızı beklemek mucize olur, kabul. Ancak, AIDS ve benzeri hastalıklardan korkmuyor muyuz cidden?
Bu yazıyı okurken tüm bu sorular aklıma üşüştü ve bloguma bir not düşmek istedim... Çünkü bence hepimizin hiç olmazsa bir dakika oturup düşünmesi gerekiyor. Cidden bu kadar korkusuz muyuz yoksa bu kadar cahil miyiz?..



(Oral seks iki cins için de mümkün olduğuna göre Kadın prezervatifini de kullanmayı öğrenelim...)

22 Ağustos 2012 Çarşamba

KADIN VE YOKOLUŞ



Yemenli fotoğraf sanatçısı Boushra Almtawakel'in "KADIN VE YOKOLUŞ" adlı çalışması. Fazla söze gerek yok!..



3 Ağustos 2012 Cuma

Hak Ettiğiniz Dünya Mümkün

Hak ettiğiniz dünyayı elde edebilirsiniz; o dünya mevcuttur, gerçektir, mümkündür: O dünya sizindir. Fakat onu elde etmek için kendinizi tamamen adamanız, geçmiş dünyanızla, o dünyanın ‘insan başkalarının hatırı için yaşaması gereken kurbanlık hayvandır’ diyen temel doktrini ile bütün bağlarınızı koparmanız gereklidir. Kendi kişiliğinizin kıymeti uğruna mücadele edin. Kendi gururunuz uğruna mücadele edin. İnsan tabiatının özü olan hükümran ve rasyonel zihniniz uğruna mücadele edin. Ahlakınızın yaşamanın ahlakı olduğuna, mücadelenizin, yeryüzünde var olmuş her başarının, her kıymetin, her yüceliğin, her güzelliğin, her iyiliğin mücadelesi olduğunu bilmenin verdiği mutlak güven ve dürüstlükle mücadele edin.
Benim felsefem, özünde, hayattaki ahlaki amacı kendi mutluluğunu olan, varlığının yegane amacı ve en yüce eseri olarak yaratıcı üretkenliğini gören kahramansı bir varlık, bir insan konseptidir.
Ayn Rand

31 Temmuz 2012 Salı

Seks Olimpiyatları


Epeydir yazmıyorum, yazamıyorum... Konu sıkıntısı çekmemin yanısıra iç sıkıntım da var. Burada teorik bir takım bilgileri tartışaduralım, memleketin her yanında kadınlar ölüyor her gün... Yazdıklarım anlamsızlaşıyor, siliyorum, vazgeçiyorum... N.Ç.ler, kürtaj yasakları, dövülen kadınlar...
Oysa batıda Erotik Film Festivalleri yapılıyor, doğuda striptizli haber programları yapılıyor, üstelik devlet destekli! Bunları kafamda evirip çeviriyordum bu yazının başlığını atarken. "Bizde de Seks Olimpiyatları olsun, olamaz mı?" diyordum. Meğer dünyanın bir yerlerinde yapılmışı varmış, internette bir çok link çıktı konuyla ilgili. Londra Olimpiyatları'nın devam ettiği şu günlerde ben de TV'de göremeyeceğiniz olimpik müsabakalardan örnekler vermek istedim. İyi eğlenceler!

http://www.youtube.com/watch?v=E7njGk2zH6k
http://www.youtube.com/watch?v=3fFks43TaHU